Bonoda Yetki Kaydı: Hukuki Şartlar ve Uygulama
- Av.Abdulkadir Bolat
- 19 Ağu
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 saat önce
Bonoda “İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir” benzeri bir kayıt bulunması, takibin mutlaka yalnız o yerde yapılabileceği anlamına gelmez. Önce bu kaydın HMK m.17 anlamında geçerli bir yetki sözleşmesi oluşturup oluşturmadığı ve kambiyo senedinden kaynaklanan diğer yetkili yerlerin neresi olduğu incelenmelidir.

HMK 17 bakımından kimler yetki sözleşmesi yapabilir?
HMK m.17, yetki sözleşmesini tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında kabul eder. Bu nedenle bononun ticari bir iş için verilmiş olması tek başına yeterli değildir; yetki kaydının tarafları bakımından tacir veya kamu tüzel kişisi olma şartı ayrıca önem taşır. Gerçek kişi taraflar ve avalist/ciranta gibi diğer kambiyo borçluları bakımından somut sıfat ve kambiyo ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Yetki kaydı geçersizse takip nerede yapılabilir?
Bonoya dayalı takipte genel olarak borçlunun yerleşim yeri, bonodaki ödeme yeri ve kanunun yetkili saydığı diğer yerler gündeme gelebilir. Bonoda ödeme yeri ayrıca gösterilmemişse düzenlenme yeriyle ilgili TTK hükümleri de önem kazanır. Bu nedenle yalnız senedin üstündeki yetki kaydına bakmak yeterli değildir.
Yetki itirazı ne zaman önem kazanır?
Yetki kesin yetki niteliğinde değilse borçlunun süresinde ve usulüne uygun yetki itirazı yapması gerekir. İtirazda yalnız “burası yetkisiz” denilmesi yerine hangi icra dairesinin veya mahkemenin yetkili olduğu ve senetteki yetki kaydının neden bağlayıcı olmadığı açıklanmalıdır.
Senette hangi bilgiler birlikte kontrol edilmeli?
Düzenleyen ve lehtarın sıfatı, avalist veya cirantaların durumu, düzenlenme yeri, ödeme yeri, borçlunun yerleşim yeri, varsa temel sözleşmedeki yetki şartı ve senetteki kayıt birlikte incelenmelidir. Bonoda tek bir şehir adının yazılı olması, bu unsurlar görülmeden kesin yetki sonucu doğurmaz.


Yorumlar