Konkordato Geçici Mühlet: Borçlu Şirket Hacizlerden Nasıl Korunur?
- Av.Abdulkadir Bolat
- 19 Ağu
- 7 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Ağu
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun alacaklılarla kanuni gözetim altında yeniden yapılandırma yapabilmesini sağlayan bir kurumdur. Başvuruyla birlikte mahkeme, kanunda aranan belgelerin mevcut olup olmadığını inceler ve şartları varsa geçici mühlet kararı verir.

Bu konu, şekil ve süre kurallarının ekonomik sonuçlarla doğrudan birleştiği alanlardan biridir. Aşağıdaki açıklamalar genel çerçeveyi gösterir; somut dosyada belge içeriği, taraf sıfatı ve işlemin tarihi sonucu değiştirebilir.
Hukuki çerçeve
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun alacaklılarla kanuni gözetim altında yeniden yapılandırma yapabilmesini sağlayan bir kurumdur. Başvuruyla birlikte mahkeme, kanunda aranan belgelerin mevcut olup olmadığını inceler ve şartları varsa geçici mühlet kararı verir. Mühlet süresinde borçlunun malvarlığını koruyan ve takipleri sınırlayan sonuçlar doğabilir; ancak bütün alacak ve takip türleri aynı şekilde etkilenmez.
İcra ve iflas dosyalarında ilk yapılması gereken işlem, dosyanın hangi aşamada bulunduğunu tarih sırasıyla çıkarmaktır. Takip talebi, ödeme veya icra emrinin tebliği, itiraz, kesinleşme, haciz, kıymet takdiri, satış talebi ve ödeme hareketleri tek bir kronolojiye yerleştirilmelidir. Aynı dosyada birkaç aylık gecikme bile farklı hakların doğmasına veya ortadan kalkmasına neden olabilir.
Borcun hesabı yalnız ana paradan ibaret değildir. İşlemiş faiz, takip gideri, vekâlet ücreti, tahsil harcı, daha önceki kısmi ödemeler ve varsa teminatın kapsamı ayrı kalemler hâlinde kontrol edilmelidir. Özellikle banka veya ticari hesaplarda dosyaya sunulan toplam rakam ile dayanak sözleşme arasında mutabakat kurulmalıdır.
Hangi durumlarda gündeme gelir?
Nakit akışı bozulan şirket faaliyetini sürdürmekte, sipariş ve varlıkları bulunmakta fakat kısa vadeli borçlarını çevirememektedir. Dağınık hacizler şirketin faaliyetini tamamen durdurma riski yaratıyorsa konkordato seçeneği gündeme gelebilir.
Tebligat kayıtları dosyanın omurgasıdır. Muhatabın adresi, elektronik tebligat durumu, mazbata içeriği ve fiili öğrenme tarihi gerektiğinde ayrı ayrı incelenmelidir. Süreye bağlı bir itiraz veya şikâyet planlanıyorsa başlangıç tarihi varsayımla değil resmi evrak üzerinden hesaplanmalıdır.
Delil ve belge paketi
Bilanço, gelir tablosu, nakit akış tahminleri, alacak ve borç listeleri, varlık dökümü, ön proje, karşılaştırmalı mali veriler ve bağımsız denetim/finansal belgeler başvurunun merkezindedir. Rakamların birbiriyle uyumlu olması gerekir.
Geçici hukuki koruma veya satış gibi ağır işlemlerde ölçülülük önem taşır. Alacağın güvence altına alınması ile borçlunun malvarlığı üzerinde gereğinden fazla kısıtlama oluşturulmaması arasında denge kurulmalıdır. Bir malın değeri, üzerindeki diğer haciz veya rehinler ve tahsil ihtimali birlikte değerlendirilmelidir.
Belge seti hazırlanırken yalnız eldeki evrak değil, karşı taraftan veya resmi kurumdan getirtilmesi gereken kayıtlar da belirlenmelidir. Belgelerin tarih ve imza bütünlüğü kontrol edilmeli; aynı olayın farklı versiyonlarını içeren taslaklar dosyada karıştırılmamalıdır.
Başvuru ve işlem sırası
Başvuru öncesi borç yapısı ve gerçekçi ödeme kapasitesi analiz edilir. Mahkemeye sunulacak proje yalnız iyimser tahminlerden oluşmamalı; finansman kaynağı ve operasyonel plan açıklanmalıdır. Geçici mühlet verilirse komiser gözetimi, işletme kararları ve alacaklılarla iletişim düzenli yürütülür.
Karşı tarafın en güçlü savunması daha dilekçe verilmeden test edilmelidir. Ödeme, mahsup, takas, zamanaşımı, yetki, tebligat, yanlış takip türü veya teminatın kapsamı gibi savunmalardan hangisinin somut dosyada gerçek risk yarattığı tespit edilirse delil listesi daha isabetli hazırlanır.
Birden fazla hukuki yol mümkünse bunların birbirine etkisi değerlendirilmelidir. Aynı anda dava, icra takibi ve idari/sicil işlemi yürütülmesi bazen gerekli olabilir; ancak bir dosyada verilen beyanın diğer dosyada çelişki yaratmaması için bütün süreç tek strateji altında yönetilmelidir.
Süre ve usul yönetimi
Dosyanın ekonomik hedefi de hukuki hedeften ayrı yazılmalıdır. Alacaklının amacı hızlı tahsil, teminatı koruma veya satış olabilir; borçlunun amacı takibi durdurmak, hesap hatasını düzeltmek ya da yapılandırma olabilir. Seçilen usul bu pratik hedefe hizmet etmiyorsa yalnız teknik olarak doğru olması yeterli olmayabilir.
Zarar veya parasal talep ileri sürülecekse yalnız toplam rakam yazılmamalıdır. Ana para, değer kaybı, mahrum kalınan kazanç, faiz ve gider gibi kalemlerin hukuki dayanağı ve hesap yöntemi ayrı gösterilmelidir. Hesaplanabilir talep, sulh görüşmesini de daha gerçekçi hâle getirir.
Karşı taraf ne savunabilir?
Alacaklılar projenin gerçekçi olmadığını, borçlunun mali verilerinin güvenilir bulunmadığını veya konkordatonun kötüye kullanıldığını ileri sürebilir. Borçlu ise işletmenin yaşama kabiliyetini ve teklifin alacaklılar bakımından makul sonucunu verilerle göstermelidir.
Sulh veya yapılandırma gündeme gelirse protokolde ana para, faiz, ödeme tarihleri, mevcut hacizlerin akıbeti, teminatların ne zaman kaldırılacağı ve temerrüt hâlinde ne olacağı açıkça yazılmalıdır. Belirsiz protokol, mevcut uyuşmazlığı sona erdirmek yerine yeni bir icra dosyasına dönüşebilir.
İşlem sonunda kararın uygulanabilirliği kontrol edilmelidir. Mahkeme veya şirket organı lehine karar vermiş olsa bile tescil, terkin, ödeme, teslim, sicil güncellemesi veya üçüncü kişiye bildirim yapılmadıkça pratik sonuç doğmayabilir. Son kontrol listesi bu nedenle dosyanın ayrılmaz parçasıdır.
Mali ve pratik değerlendirme
Geçici mühlet nihai borç silinmesi değildir. Başarılı süreç için şeffaf mali veri, uygulanabilir proje ve mahkeme-komiser sürecine uyum gerekir.
İşlem yapıldıktan sonra UYAP kaydıyla yetinilmemelidir. Tapu, trafik, banka veya ilgili sicilde fiili sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca kontrol edilmelidir. Satış, fek, tahsil veya terkin kararı dış sistemlere yansımadan dosya pratik olarak kapanmış sayılmamalıdır.
Başvuru veya karar metninde olayların kısa ama denetlenebilir bir kronolojiyle anlatılması gerekir. Her iddianın karşısına mümkünse bir belge konulmalı; yoruma dayalı ifadeler ile ispatlanabilir maddi vakıalar birbirinden ayrılmalıdır. Bu yaklaşım bilirkişi veya mahkeme incelemesinde dosyanın anlaşılmasını kolaylaştırır.
Uygulamada sık yapılan hatalar
En yaygın hatalardan biri, hukuki işlemi tek bir form veya dilekçe olarak görmektir. Oysa ön inceleme, karar, bildirim, tescil, ödeme ve uygulama adımları birbirini tamamlar. İkinci hata, eski tarihli internet bilgisine veya örnek metne dayanarak güncel dosyaya işlem yapmaktır. Üçüncü hata ise karşı tarafın savunmasını hiç hesaba katmadan yalnız kendi tezini destekleyen belgeleri toplamaktır.
Bir diğer hata, işlem tamamlandıktan sonra kayıtların fiilen değişip değişmediğini kontrol etmemektir. Tapu, ticaret sicili, banka, UYAP veya şirket içi defterlerdeki kayıt ile alınan karar arasında uyumsuzluk kalırsa yeni uyuşmazlık doğabilir. Bu nedenle sonuç belgesi alınana kadar dosya kapatılmamalıdır.
Somut dosya için kontrol listesi
Dosya açılırken şu sorular yazılı cevaplanmalıdır: tarafların hukuki sıfatı nedir, işlemin dayanağı hangi belge veya karardır, hangi tarih kritik süreyi başlatır, görevli ve yetkili merci neresidir, hangi resmi kayıt eksiktir, parasal hesap nasıl yapılmıştır, karşı tarafın en güçlü savunması nedir ve istenen nihai sonuç tam olarak nedir. Bu sekiz başlık dosyanın yol haritasını oluşturur.
Hak kaybı riski bulunan işlerde “son gün” ayrı bir dosya notu olarak tutulmalıdır. Tebliğ, ilan, tescil veya karar tarihinin hangisinin süreyi başlattığı somut düzenlemeye göre belirlenmeli; tatil günü ve elektronik bildirim kuralları göz ardı edilmemelidir.
Sonuç
Konkordato Geçici Mühlet bakımından sağlıklı sonuç, yalnız mevzuat hükmünü bilmekten değil; hükmü doğru belge, doğru tarih ve doğru usul yoluyla birleştirmekten çıkar. İşlem öncesinde güncel mevzuat ve dosya kayıtları birlikte kontrol edilmelidir.
Uygulama açısından ek değerlendirme
Cebri icra dosyalarında dosyanın ekonomik fotoğrafı düzenli güncellenmelidir. Ana alacak, faiz, masraf, teminat ve daha önce yapılan ödemeler ayrılarak kapak hesabıyla karşılaştırılmalıdır. Taşınmaz veya araç satışı söz konusuysa güncel değer, üzerindeki diğer takyidatlar ve satıştan beklenen net tahsil birlikte değerlendirilmelidir.
Satış veya takip aşamasındaki her tebligat ayrı önem taşır. Ödeme emri, kıymet takdiri, satış ilanı ve diğer kararların kime, hangi adrese ve hangi tarihte tebliğ edildiği başvuru sürelerini etkileyebilir. Dosyaya yalnız UYAP ekranından bakmak yerine gerektiğinde mazbata ve resmi evrakın içeriği incelenmelidir.
Teminatlı alacaklarda teminatın varlığı borç hesabının kontrolünü gereksiz kılmaz. Rehin veya ipotek hangi alacağı, hangi sınırla ve hangi ferileri güvence altına alıyor soruları cevaplanmalıdır. Asıl borçlu ile teminat veren üçüncü kişi farklıysa kişisel borç ve ayni sorumluluk ayrımı ayrıca kurulmalıdır.
İcra sürecinde sulh yapılacaksa satışın veya haczin hangi noktada duracağı protokolde açıkça kararlaştırılmalıdır. Ödeme planına uyulması hâlinde hangi haczin ne zaman kaldırılacağı, teminatın ne zaman fek edileceği ve gecikme durumunda takibin nasıl devam edeceği belirsiz bırakılmamalıdır.
Uygulamada ayrıntılı değerlendirme
İcra ve iflas dosyasında güncel borç hesabı düzenli kontrol edilmelidir. Ana para, faiz, masraf, vekâlet ücreti, tahsilat ve teminat kalemleri ayrı gösterildiğinde hem takip stratejisi hem de sulh hesabı daha sağlıklı yapılır.
Satış, rehin veya haciz bulunan dosyalarda malın yalnız brüt değeri değil, üzerindeki diğer takyidatlar ve satıştan beklenen net tahsil değerlendirilmelidir. Ekonomik olarak sonuç üretmeyecek işlem sırf dosyada hareket yaratmak için yapılmamalıdır.
Hukuki strateji kurulurken yalnız “haklı mıyım?” sorusuna değil, bu hakkın hangi usulle ispatlanabileceğine de cevap verilmelidir. Aynı maddi olay için farklı dava veya başvuru yolları bulunabilir. Görevli merci, dava şartı, tebligat ve süre kuralları ilk gün kontrol edilirse sonradan telafisi zor usul hatalarının önüne geçilebilir.
Dosya kronolojisi mümkünse tek sayfalık bir tabloda tutulmalıdır. Her satırda tarih, gerçekleşen olay, ilgili kişi veya kurum ve bu olayı doğrulayan belge gösterildiğinde hem dilekçe hazırlığı hem de duruşma takibi kolaylaşır. Özellikle uzun süren ticari, iş, aile ve icra uyuşmazlıklarında kronoloji; birbirine benzeyen ödeme, bildirim ve kararların karıştırılmasını engeller.
Belge değerlendirmesinde kaynağın güvenilirliği önemlidir. Resmî sicil kaydı, banka hareketi, noter belgesi veya kurum cevabı ile tarafın kendi hazırladığı belge aynı ispat gücüne sahip olmayabilir. Dijital yazışmalar da tarih, hesap sahibi ve konuşmanın bütünlüğü korunarak dosyalanmalıdır. Kesilmiş ekran görüntüleri yerine mümkünse konuşmanın bağlamını gösterecek tam kayıt tercih edilmelidir.
Karşı tarafın muhtemel savunmasını önceden yazmak dosya hazırlığının önemli parçasıdır. Ödeme, rıza, yetki, zamanaşımı, bağış, takas, objektif işyeri gerekçesi veya usulsüz tebligat gibi savunmalardan hangisinin somut olayda ileri sürülebileceği belirlenirse delil toplama buna göre yönlendirilir. Güçlü dosya yalnız kendi iddiasını anlatan değil, karşı savunmaya da cevap veren dosyadır.
Parasal taleplerde hesabın nasıl oluştuğu açıkça gösterilmelidir. Ana para, faiz, kullanım bedeli, değer artışı, ücret, tazminat, gider veya lisans bedeli gibi kalemler birbirinden ayrılmalı; her kalemin dayanağı ve başlangıç tarihi belirtilmelidir. Bu yaklaşım hem bilirkişi incelemesini kolaylaştırır hem de olası sulh görüşmelerinde tarafların gerçek uyuşmazlık miktarını görmesini sağlar.
Geçici hukuki koruma talep edilecekse yalnız nihai davadaki haklılık anlatılmamalıdır. Beklemenin hangi somut zararı doğuracağı, malvarlığının elden çıkması, delilin kaybolması, çocuğun düzeninin bozulması veya hakkın fiilen kullanılamaz hâle gelmesi gibi risklerle açıklanmalıdır. Tedbirin karşı tarafa yüklediği külfetin ölçülü olması da ayrıca değerlendirilmelidir.
Uzlaşma seçeneği değerlendirilirken hukuki haklardan belirsiz biçimde vazgeçilmemelidir. Protokolde hangi uyuşmazlığın sona erdiği, ödeme veya teslim tarihleri, faiz ve giderlerin durumu, mevcut dava veya takiplerin akıbeti ve ihlal hâlinde ne olacağı açıkça düzenlenmelidir. “Tarafların birbirinden hiçbir alacağı kalmamıştır” gibi geniş ibareler, kapsam düşünülmeden kullanıldığında başka hakları da etkileyebilir.
Dava veya takip başladıktan sonra dosya statik değildir. Yeni ödeme, şirket kararı, iş değişikliği, sağlık gelişmesi, taşınmaz devri, çocukla ilgili yeni koşullar veya resmi kurum cevabı başlangıçtaki hukuki tabloyu değiştirebilir. Bu gelişmeler düzenli izlenmeli ve gerektiğinde süresinde dosyaya sunulmalıdır. İlk dilekçenin güçlü olması kadar sonraki gelişmelerin doğru yönetilmesi de önemlidir.
Bilirkişi incelemesi gereken uyuşmazlıklarda “bilirkişi incelesin” şeklindeki genel talep yerine hangi teknik soruların cevaplanması gerektiği belirlenmelidir. Hesabın hangi döneme göre yapılacağı, piyasa değerinin hangi tarihte esas alınacağı, tıbbi uygulamanın hangi standartla karşılaştırılacağı veya dijital kaydın bütünlüğünün nasıl inceleneceği açık soru hâline getirildiğinde rapor daha denetlenebilir olur.
Birden fazla hukuki süreç aynı olaydan doğabilir. Ceza soruşturması, hukuk davası, icra takibi, idari başvuru veya şirket içi işlem birlikte yürüyorsa dosyalarda kullanılan olay anlatımının tutarlı olması gerekir. Bir dosyada avantaj sağlamak için yapılan gereksiz veya kesin bir beyan, başka dosyada ispat sorunu yaratabilir. Bu nedenle bütün süreçler tek olay kronolojisi üzerinden yönetilmelidir.


Yorumlar