top of page

Meşru Savunma Nedir ve Sınırın Aşılması Halinde Ne Olur?

Güncelleme tarihi: 20 Ağu

Meşru Savunma Nedir ve Sınırın Aşılması Halinde Ne Olur? konusu uygulamada yalnız madde metninin okunmasıyla çözülemeyen, süre, usul ve somut olay değerlendirmesini birlikte gerektiren bir alandır. Bu yazı güncel Türk ceza hukuku ve ceza muhakemesi çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Abdulkadir Bolat Hukuk ve Danışmanlık

Meşru savunmanın temel mantığı

Meşru savunma, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelen haksız saldırıyı o anda ve saldırıyla orantılı biçimde defetmek zorunda kalması halinde yaptığı savunma hareketinin hukuka uygun sayılmasıdır. TCK m.25/1’de düzenlenir. Şartlar oluştuğunda fiil suç tipinin maddi unsurlarını taşısa bile hukuka aykırılık ortadan kalkar ve ceza verilmez.

Meşru savunma ‘bana haksızlık yaptı, ben de karşılık verdim’ mantığı değildir. Saldırı ile savunma arasında zaman, zorunluluk ve orantı bağı bulunmalıdır. İntikam veya saldırı bittikten sonra cezalandırma amacıyla yapılan hareket meşru savunma kapsamına girmez.

Haksız saldırı ne demektir?

Savunmanın karşısında hukuken korunmayan haksız bir saldırı bulunmalıdır. Saldırı mutlaka kişinin bedenine yönelmek zorunda değildir; malvarlığı veya başka bir hak da korunabilir. Ancak hukuka uygun görevini yapan kolluk görevlisine sırf işlemden hoşlanılmadığı için direnmek meşru savunma sayılmaz; işlemin hukuka aykırılığı ve saldırı niteliği ayrıca değerlendirilir.

Saldırının suç oluşturması şart değildir. Ceza sorumluluğu olmayan küçük çocuk veya akıl hastasının fiili de objektif olarak haksız saldırı olabilir ve buna karşı savunma ihtiyacı doğabilir. Önemli olan saldırının korunması gerekmeyen hukuka aykırı niteliğidir.

Saldırı ne zaman başlamış sayılır?

Meşru savunma saldırıyla eşzamanlı olmalıdır. Saldırının fiilen başlaması yanında gerçekleşmesinin muhakkak ve çok yakın olduğu durumlarda savunma hakkı doğabilir; kişinin ilk darbeyi yemeyi beklemesi gerekmez. Buna karşılık gelecekte belirsiz zamanda saldırı olabileceği korkusu önleyici şiddeti otomatik meşru hale getirmez.

Saldırı bittikten ve tehlike ortadan kalktıktan sonra takip edip vurmak çoğunlukla savunma değil karşı saldırı niteliği kazanır. Kamera görüntülerindeki birkaç saniyelik kesitler bu ayrımda önemli olabilir. Olayın bütün kronolojisi izlenmelidir.

Savunmanın zorunlu olması

Savunma hareketi saldırıyı durdurmak için gerekli olmalıdır. Ancak bu şart, saldırıya uğrayan kişinin her durumda kaçmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Hukuk kişiden haksız saldırı karşısında hakkını terk edip kaçmasını genel bir yükümlülük olarak beklemez. Yine de güvenli ve etkili daha hafif bir yöntem açıkça mevcutsa kullanılan kuvvetin gerekliliği değerlendirilir.

Savunmanın zorunluluğu saldırının hızı, tarafların fiziksel durumu, mekan, kullanılan araç ve yardım imkanı gibi somut koşullarla belirlenir. Sonradan sakin ortamda ‘şunu yapabilirdi’ demek yerine olay anındaki gerçek seçenekler dikkate alınmalıdır.

Orantı nasıl değerlendirilir?

Savunma ile saldırı arasında araçların birebir eşitliği aranmaz. Bıçakla saldırana yalnız bıçakla, yumruk atana yalnız yumrukla karşılık verilebilir şeklinde mekanik bir kural yoktur. Orantı, saldırının yöneldiği hakkın önemi, tehlikenin ağırlığı ve savunmanın saldırıyı bertaraf etmek için gerekli yoğunluğu üzerinden değerlendirilir.

Yaş, cinsiyet, kişi sayısı, fiziksel güç farkı ve mekan koşulları önemlidir. Birden fazla kişinin yere düşürdüğü kişiden saldırganlarla ‘eşit güç’ kullanması beklenemez. Buna karşılık küçük bir mala zarar saldırısını durdurmak için açıkça yaşamı hedef alan gereksiz kuvvet orantı sorununa yol açabilir.

Başkasını savunmak mümkün mü?

TCK m.25 yalnız kişinin kendi hakkını değil, başkasına ait bir hakkı da korur. Sokakta tanımadığı bir kişiye yönelik devam eden ağır saldırıyı durdurmak için müdahale eden üçüncü kişi de şartlar oluştuğunda meşru savunmadan yararlanabilir. Akrabalık veya özel ilişki şart değildir.

Üçüncü kişinin de saldırının gerçek niteliğini makul biçimde değerlendirmesi gerekir. Tarafların aslında hukuka uygun bir kolluk işlemi içinde olduğu veya oyun yaptığı açıkça anlaşılabilirken yanlış müdahale farklı hukuki sorunlar doğurabilir. Hata hükümleri somut olaya göre ayrıca gündeme gelebilir.

Sınırın aşılması nedir?

Meşru savunmanın şartları başlangıçta mevcutken kişi savunmada gerekli veya orantılı sınırı aşabilir. TCK m.27, sınırın kast olmaksızın aşılması ile özellikle meşru savunmada mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaştan doğan aşma bakımından özel hükümler içerir. Her aşma aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Örneğin saldırı anında panikle ölçüyü aşan kişi ile saldırı sona erdikten sonra öfkeyle bilinçli şekilde saldırmaya devam eden kişinin durumu aynı değildir. İkinci durumda artık intikam veya yeni saldırı tartışması doğabilir. Psikolojik durum, olayın saniyeleri ve tehdit yoğunluğu somut delillerle değerlendirilir.

Meşru savunma nasıl ispatlanır?

Ceza yargılamasında meşru savunma iddiası kamera, tanık, yaralanma yerleri, olay yeri inceleme, silahların konumu ve tarafların önceki-sonraki davranışlarıyla değerlendirilir. İlk kimin saldırdığı ve saldırının hangi anda sona erdiği çoğu dosyanın merkezindeki sorudur. Tıbbi rapordaki yara yönleri de anlatımların doğrulanmasına yardımcı olabilir.

Olaydan hemen sonra delilleri değiştirmek, silahı taşımak veya tanıklarla ortak anlatım kurmaya çalışmak savunmayı zedeleyebilir. En güvenli yaklaşım olay yerinin korunması, sağlık raporlarının alınması ve kamera kayıtlarının silinmeden istenmesidir. Meşru savunma soyut iddia değil, olay kronolojisiyle ispatlanan hukuka uygunluk nedenidir.

Sonuç

Meşru savunmada dört temel eksen vardır: haksız saldırı, saldırıyla zaman bağlantısı, savunmanın zorunluluğu ve orantı. Şartlar gerçekleştiğinde savunma fiili hukuka uygun olur. Başkasının hakkını korumak da meşru savunma kapsamındadır.

Sınırın korku, heyecan veya telaşla aşılması TCK m.27 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Kamera, adli rapor ve saniye bazlı kronoloji bu dosyalarda belirleyicidir. ‘İlk o vurdu’ veya ‘kendimi savundum’ cümlesi tek başına yeterli değildir; saldırı ile savunma arasındaki bütün hukuki bağ kurulmalıdır.

Yorumlar


bottom of page