top of page

Aval Nedir? Senette Aval Verenin Sorumluluğu ve Kefaletten Farkı

Güncelleme tarihi: 3 dakika önce

Aval, kambiyo senedinin ödenmesini güvence altına alan özel bir taahhüttür. Bono veya poliçe bedelinin tamamı ya da bir kısmı aval ile teminat altına alınabilir. Aval, sıradan bir kefalet kaydından farklı olarak kambiyo senedinin kendisi üzerinde veya alonjda yer alır ve TTK’nın özel hükümlerine tabidir.

Abdulkadir Bolat Hukuk ve Danışmanlık

Aval nasıl verilir?

TTK m.701’e göre aval şerhi poliçe veya alonj üzerine yazılır; “aval içindir” veya aynı anlamdaki bir ifade kullanılarak aval veren tarafından imzalanabilir. Muhatap ve düzenleyen imzaları dışında senedin ön yüzüne atılan bir imza da kural olarak aval sayılır.

Kimin için aval verildiği yazılmamışsa

Aval kaydında kimin için verildiği açıkça gösterilebilir. Bu belirtilmemişse kanun avalin düzenleyen için verilmiş sayılacağını kabul eder. Bonolarda da TTK m.778 gereği aynı sistem uygulanır.

Aval veren ne kadar sorumludur?

TTK m.702’ye göre aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse onun gibi sorumlu olur. Aval veren senet bedelini ödediğinde, lehine aval verdiği kişiye ve o kişiye karşı kambiyo senedinden sorumlu olanlara başvurma hakkını kazanır.

Asıl borç geçersizse aval de her zaman geçersiz olur mu?

Hayır. Kanun, aval verilen borcun şekle ait bir eksiklik dışındaki sebeple geçersiz olması hâlinde dahi aval taahhüdünün geçerli kalabileceğini düzenler. Bu özellik avalin adi kefaletten ayrıldığı önemli noktalardan biridir.

Aval ile kefalet arasındaki temel fark

Kefalet Türk Borçlar Kanununun şekil ve sorumluluk kurallarına tabi kişisel teminattır. Aval ise kambiyo senedine özgü, senet üzerinde kurulan ve aval verenin sorumluluğunu TTK’ya bağlayan bir teminattır. Bu nedenle bir senedin arkasındaki veya önündeki imzanın hukuki niteliği, sadece tarafların günlük dilde ona “kefil” demesine göre belirlenmez.

Boş senede atılan imza bakımından

Bir kişinin hangi sıfatla imza attığı, imzanın senedin neresinde bulunduğu, yanında bir açıklama olup olmadığı ve senedin düzenlenme biçimi birlikte değerlendirilmelidir. Sadece “ben kefil olmak istemiştim” savunması, kambiyo senedindeki imzanın kanuni sonucunu her zaman değiştirmez.

Aval nedir?

Aval, kambiyo senedindeki bedelin ödenmesini güvence altına alan özel bir kambiyo taahhüdüdür. TTK m.700’e göre poliçede bedelin tamamı veya bir kısmı aval ile teminat altına alınabilir. TTK m.778 ise avale ilişkin 700-702 hükümlerinin bonolar hakkında da uygulanacağını açıkça belirtir. Bu nedenle uygulamada “senede kefil olmak” şeklinde kullanılan birçok ifade teknik olarak kefalet değil aval olabilir ve doğurduğu sorumluluk daha farklıdır.

Aval kim tarafından verilebilir?

TTK m.700’e göre aval yalnız senedin dışındaki üçüncü kişi tarafından verilmek zorunda değildir. Poliçe veya bonoda zaten imzası bulunan bir kişi de başka bir kambiyo borçlusu lehine aval verebilir. Örneğin şirket ortağı şirketin düzenlediği bono için avalist olabilir; senetteki başka bir imza sahibi de kanuni şartlarda aval taahhüdünde bulunabilir. Kimin hangi sıfatla imza attığı senedin ön ve arka yüzü ile alonj üzerinden dikkatle okunmalıdır.

Aval senedin neresine yazılır?

TTK m.701’e göre aval şerhi poliçe veya alonj üzerine yazılır. “Aval içindir” veya aynı anlama gelen bir ifade kullanılması ve aval verenin imzası kuraldır. Bununla birlikte kanun, muhatap veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin yüzüne atılan her imzayı aval şerhi sayan özel bir karine öngörür. Bono bakımından TTK m.778’deki atıf nedeniyle aynı sistem uygulanır. Bu yüzden senedin ön yüzündeki açıklamasız bir üçüncü kişi imzası sıradan tanık imzası sanılmamalıdır.

Avalin kimin için verildiği yazılmamışsa ne olur?

TTK m.701/4 poliçede kimin için aval verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyen için verilmiş sayılacağını düzenler. Bono bakımından TTK m.778/4 ayrıca, avalin kimin hesabına verildiği gösterilmemişse bonoyu düzenleyen kişi hesabına verilmiş sayılacağını açıkça belirtir. Bu nedenle “isim yazmadım, kimse için aval vermiş sayılmam” yaklaşımı doğru değildir; kanun boşluğu düzenleyen lehine aval karinesiyle doldurur.

Aval verenin sorumluluğu asıl borçlunun sorumluluğuna mı bağlıdır?

TTK m.702’ye göre aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Avalin güçlü teminat niteliği burada ortaya çıkar. Hamil, kambiyo senedinden doğan şartlar gerçekleştiğinde avaliste de başvurabilir. Avalist “önce asıl borçluya git, ondan tahsil edemezsen bana gel” şeklinde kefalette görülebilen bazı savunmalara otomatik olarak dayanamaz. Senette avalin kimin lehine verildiği bu nedenle takip ve başvuru haklarını doğrudan etkiler.

Asıl borç geçersizse aval de her zaman geçersiz midir?

Hayır. TTK m.702/2, aval verilen borcun şekle ait bir noksan dışında başka bir sebeple geçersiz olması halinde dahi aval verenin taahhüdünün geçerli kalacağını düzenler. Bu hüküm avalin bağımsız ve kambiyo hukukuna özgü niteliğini gösterir. Ancak senedin kendisinin kambiyo senedi olma şartlarını taşımaması veya şekle ilişkin temel eksiklik bulunması farklı sonuç doğurabilir. Bu nedenle “temel sözleşme geçersiz, aval de kesin geçersizdir” şeklinde doğrudan sonuç çıkarılamaz.

Aval ile kefalet arasındaki temel fark nedir?

Kefalet Türk Borçlar Kanununda düzenlenen kişisel teminat sözleşmesidir; aval ise kambiyo senedine bağlı ve TTK’da özel olarak düzenlenmiş kambiyo taahhüdüdür. Avalistin sorumluluğu TTK m.702’de, kefilin sorumluluğu ise kefalet hükümlerinde belirlenir. Aval, senet veya alonj üzerinde şeklen kurulurken kefalette farklı yazılı şekil ve geçerlilik şartları vardır. Bu nedenle senedin üzerine “kefilim” benzeri ifade veya imza atıldığında hukuki nitelendirme yalnız kullanılan günlük kelimeye göre değil, kambiyo senedindeki yer ve içerik üzerinden yapılmalıdır.

Aval veren kişi ödeme yaparsa parasını kimden ister?

TTK m.702/3 avalistin ödeme sonrası hakkını açıkça düzenler. Aval veren kişi senet bedelini ödediğinde, lehine aval verdiği kişiye ve bu kişiye karşı kambiyo senedi gereğince sorumlu olan diğer kişilere karşı senetten doğan hakları kazanır. Yani avalistin ödeme yapması ekonomik yükün mutlaka onun üzerinde nihai olarak kalacağı anlamına gelmez; kanundaki başvuru zinciri içinde rücu hakkı doğabilir. Bu hakkın kullanılmasında senedin aslının, ödeme belgesinin ve protesto/ibraz kayıtlarının korunması önemlidir.

Düzenleyen lehine aval ile ciranta lehine aval aynı sonucu mu doğurur?

Hayır. Avalistin sorumluluğu lehine aval verdiği kişinin kambiyo hukukundaki konumunu izler. Bono düzenleyeni asıl borçlu konumundayken cirantanın sorumluluğu başvuru borçlusu niteliğindedir ve ibraz, protesto veya başvuru süreleri gibi şartlar daha belirleyici olabilir. Bu nedenle yalnız “aval imzası var” demek yetmez; avalin kimin lehine verildiği tespit edilmeden avaliste karşı hangi hakların kullanılabileceği kesinleştirilemez.

Aval veren kambiyo takibinde doğrudan borçlu gösterilebilir mi?

Geçerli bir aval taahhüdü varsa avalist kambiyo senedinden doğan borçlulardan biridir ve şartları oluştuğunda kambiyo senetlerine özgü takipte borçlu olarak gösterilebilir. Ancak takip öncesinde senedin kambiyo niteliği, aval imzasının şekli, lehine aval verilen kişi ve başvuru haklarının korunup korunmadığı kontrol edilmelidir. Özellikle aval ciranta lehine verilmişse protesto ve başvuru süreleri bakımından ayrıca inceleme yapılmalıdır.

Senedin arka yüzündeki imza aval midir?

Her arka yüz imzası aval değildir. Senedin arka yüzü çoğu zaman ciro işlemleri için kullanılır. Avalin TTK m.701’deki şekli ve kullanılan ibare önemlidir. Buna karşılık senedin ön yüzündeki üçüncü kişi imzası bakımından kanunun özel aval karinesi bulunur. İmzanın ciro mu, aval mi, tahsil cirosu mu veya başka bir işlem mi olduğu senedin tamamı görülmeden yalnız imza sahibinin sonradan verdiği açıklamayla belirlenmemelidir.

Şirket adına aval verilebilir mi?

Tüzel kişi adına kambiyo taahhüdü oluşturulurken imza sahibinin şirketi temsil yetkisi ve imza şekli önemlidir. Yetkisiz temsil veya yetki aşımı TTK’nın kambiyo senetlerindeki özel hükümleri çerçevesinde ayrıca sonuç doğurabilir. Şirket kaşesi bulunması tek başına imzanın şirketi bağladığını kesinleştirmez; ticaret sicili, temsil şekli ve imza tarihinde kişinin yetkisi kontrol edilmelidir.

Aval imzası sonradan inkâr edilirse ne incelenir?

İmza inkârında senedin aslı önem kazanır. Aval olduğu ileri sürülen imzanın kişiye ait olup olmadığı, imzanın senedin hangi bölümünde bulunduğu, yanında hangi ifade yazdığı ve varsa alonj bağlantısı incelenir. Fotokopi veya düşük kaliteli tarama üzerinden imza aidiyeti tartışması daha güç olabilir. İcra takibinde imzaya itiraz için özel ve kısa süreler bulunduğundan, ödeme emri tebliğ edildiğinde senet örneği ve imza derhal kontrol edilmelidir.

Aval verilecekse pratik olarak hangi bilgiler açık yazılmalı?

Aval veren kişinin adı, imzası, avalin kimin lehine verildiği ve kısmi aval söz konusuysa güvence altına alınan tutar açık biçimde yazılmalıdır. Belirsizlikler kanundaki karinelerin uygulanmasına yol açabilir. Özellikle şirket borcu için gerçek kişinin aval verdiği durumda bunun şahsi malvarlığı üzerinde doğurabileceği sonuçlar imzadan önce anlaşılmalıdır. Aval, yalnız “şirket ödeyemezse bakarız” türü hafif bir destek beyanı değildir.

Aval ile müşterek borçlu sıfatı aynı mıdır?

Hayır. Müşterek veya müteselsil borçluluk temel borç ilişkisinden doğabilir; aval ise kambiyo senedine özgü bir teminattır. Aynı kişi kredi veya satış sözleşmesinde müşterek borçlu, bonoda ise avalist olarak ayrıca imza atmış olabilir. Böyle bir durumda sorumluluk iki farklı hukuki kaynaktan doğabilir ve her biri için farklı savunma, zamanaşımı ve takip kuralları uygulanabilir.

Avalistin sorumluluğunda zamanaşımı nasıl belirlenir?

Avalistin zamanaşımı, lehine aval verilen kambiyo borçlusunun hukuki konumuyla bağlantılıdır. Bono ve poliçede düzenleyen/kabul eden ile cirantalar için farklı zamanaşımı süreleri bulunabilir. Bu nedenle avalin kimin için verildiği tespit edilmeden yalnız avalistin imza tarihine bakılarak zamanaşımı hesabı yapılmamalıdır. Vade, protesto veya başvuru tarihi ve takip işlemleri dosya bazında değerlendirilmelidir.

Sık yapılan hatalar

En sık hata avali sıradan kefalet sanmak ve avalistin ancak asıl borçlu ödemezse sorumlu olacağını düşünmektir. Diğer hatalar ön yüzdeki açıklamasız imzanın aval karinesi doğurabileceğini bilmemek, avalin kimin için verildiğini yazmamak, kısmi aval tutarını açık göstermemek ve ödeme yapan avalistin rücu hakkını kullanabilmesi için senet ve ödeme belgelerini saklamamaktır.

Avalist temel sözleşmedeki her itirazı ileri sürebilir mi?

Avalin kambiyo senedine özgü ve bağımsız niteliği nedeniyle avalist, lehine aval verdiği kişinin temel sözleşmeden doğan bütün kişisel savunmalarını otomatik olarak hamile karşı kullanamaz. TTK m.702, teminat altına alınan borç şekle ait bir eksiklik dışındaki nedenle geçersiz olsa bile aval taahhüdünün geçerli kalabileceğini açıkça düzenler. Bununla birlikte imzanın sahte olması, aval şeklinin bulunmaması, senedin kambiyo vasfını etkileyen şekil noksanı veya hamile karşı avalistin kendi kişisel ilişkisinden doğan savunmalar somut olayda ayrıca incelenebilir.

Senet ciro edilirse avalistin sorumluluğu sona erer mi?

Hayır. Aval, senet üzerinde kurulmuş kambiyo taahhüdü olduğundan senedin usulüne uygun ciroyla yeni hamile geçmesi aval imzasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni hamil, senetten doğan hakları şartlarıyla birlikte devralır. Bu nedenle aval veren kişi yalnız ilk alacaklıyı tanıdığı veya temel ticari ilişkinin sonradan değiştiği gerekçesiyle sorumluluğunun otomatik sona erdiğini varsaymamalıdır. Ciro zinciri ve hamilin yetkili olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Protesto ve başvuru şartları avaliste göre neden değişebilir?

Avalistin sorumluluğu lehine aval verdiği kişinin konumunu izlediğinden, bonoyu düzenleyen lehine aval ile ciranta lehine aval aynı başvuru şartlarına tabi olmayabilir. Düzenleyen bono bakımından asıl borçlu konumundadır; ciranta ise başvuru borçlusu olarak protesto ve başvuru sürelerinden yararlanabilir. Dolayısıyla avaliste takip yapılırken yalnız aval imzasına değil, avalin kimin lehine verildiğine, vadenin nasıl geldiğine, senedin süresinde ibraz edilip edilmediğine ve gerekiyorsa protestonun çekilip çekilmediğine birlikte bakılmalıdır.

Aval imzası atılmadan önce hangi risk özellikle bilinmelidir?

Aval veren gerçek kişi çoğu zaman şirket veya yakını adına “sadece formalite” amacıyla imza attığını düşünebilir. Oysa geçerli aval, senet bedeli bakımından doğrudan kambiyo sorumluluğu doğurabilir ve kişinin kendi malvarlığına karşı takip yapılmasına yol açabilir. Avalin tutarı, kimin için verildiği ve senedin vadesi okunmadan imza atılmamalı; boş veya sonradan doldurulacak senetlerde ayrıca açık senet ve doldurma anlaşmasına ilişkin riskler değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Aval veren kişi kefil midir?

Teknik olarak aval, kefaletten farklı ve TTK’da düzenlenen kambiyo taahhüdüdür. Sorumluluğu TTK m.700-702 hükümlerine göre değerlendirilir.

Bononun ön yüzündeki üçüncü kişi imzası aval sayılır mı?

TTK m.701’deki karine, düzenleyen veya muhatap imzası dışındaki ön yüz imzalarını aval olarak değerlendirebilir. Bono bakımından TTK m.778 ile aval hükümleri uygulanır.

Aval kimin için verildiği yazılmazsa ne olur?

Bono bakımından kimin lehine olduğu belirtilmeyen aval, düzenleyen lehine verilmiş sayılır.

Avalist borcu öderse rücu edebilir mi?

Evet. TTK m.702/3 uyarınca lehine aval verdiği kişiye ve ona karşı kambiyo senedinden sorumlu olanlara karşı senetten doğan hakları kazanır.

Sonuç

Aval, bononun veya poliçenin ödenmesini güvence altına alan güçlü bir kambiyo taahhüdüdür. TTK m.700-702 şekli ve sorumluluğu, TTK m.778 ise bu kuralların bonoya uygulanmasını düzenler. Avalistin kimin için, hangi tutarda ve senedin hangi bölümünde imza attığı takip ve rücu sonuçlarını doğrudan etkiler. Senede aval imzası atılmadan veya avaliste karşı takip başlatılmadan önce senedin bütünü ve kambiyo süreleri birlikte incelenmelidir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page