Azmettirme ve Yardım Etme Arasındaki Fark Nedir?
- Av.Abdulkadir Bolat
- 20 Ağu
- 7 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Ağu
Azmettirme ve Yardım Etme Arasındaki Fark Nedir? hakkında sağlıklı değerlendirme yapabilmek için suçun maddi ve manevi unsurlarını, olayın kronolojisini ve Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerini birlikte ele almak gerekir. Aşağıdaki açıklamalar güncel mevzuat çerçevesinde genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın delilleri, suç tarihi ve özel kanun hükümleri sonucu değiştirebilir.

İştirak sistemi neden önemlidir?
Bir suç çoğu zaman tek kişi tarafından işlenmez. Planı yapan, kararı oluşturan, aracı sağlayan, gözcülük yapan veya olay yerinde doğrudan icraya katılan farklı kişiler olabilir. Türk Ceza Kanunu, her katkıyı aynı kabul etmez. Müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme ayrı sorumluluk biçimleridir. TCK m.37 faillik, m.38 azmettirme ve m.39 yardım etmeyi düzenler.
Doğru ayrım sonuç ceza bakımından kritiktir. Azmettiren kural olarak işlenen suçun cezasıyla cezalandırılırken, yardım eden bakımından kanuni indirim sistemi vardır. Bu nedenle bir kişinin yalnız suçtan haberdar olması veya faille yakın ilişkisi, onu otomatik olarak azmettiren ya da yardım eden yapmaz. Somut katkı ve kast ispatlanmalıdır.
Azmettirme nedir?
Azmettirme, daha önce belirli suçu işleme kararı bulunmayan bir kişide suç işleme kararının oluşturulmasıdır. Azmettiren suçun icrasını bizzat gerçekleştirmese de asıl failin iradesini suça yönelten belirleyici etkiyi yaratır. ‘Git bunu öldür’, ‘şu kasayı soy, sana para vereceğim’ gibi açık talimatlar tipik örnek olabilir; ancak azmettirme yalnız açık emirle sınırlı değildir.
Fail zaten suçu işlemeye kesin karar vermişse sonradan onu destekleyen kişinin azmettiren sayılması mümkün olmayabilir; katkının niteliğine göre yardım etme tartışılır. Bu nedenle asıl failin suç işleme kararını ne zaman aldığı çok önemlidir. Önceki mesajlar, toplantılar, ödeme kayıtları ve tarafların beyanları kararın kaynağını ortaya koyabilir.
Azmettirme kastı nasıl belirlenir?
Azmettiren hem asıl failde suç işleme kararını oluşturduğunu hem de hangi suçun işlenmesini istediğini bilerek hareket etmelidir. Genel bir ‘ona ders ver’ sözü, olayın bağlamına göre öldürmeye, yaralamaya veya yalnız konuşmaya yönlendirme olarak farklı anlaşılabilir. Sözlerin anlamı tarafların ilişkisi, kullanılan araç, ödeme ve sonraki davranışlarla birlikte değerlendirilir.
Asıl fail azmettirilen suçtan daha ağır başka bir fiil işlerse azmettirenin bu aşan sonuçtan sorumluluğu otomatik değildir. İştirakte kastın kapsamı belirleyicidir. Azmettirenin öngördüğü ve istediği fiil ile failin gerçekleştirdiği fiil karşılaştırılır. Sonucun cezası ağır olduğu için kast varsayılamaz.
Yardım etme nedir?
TCK m.39 yardım etmeyi maddi ve manevi yardım biçimleriyle düzenler. Suç işlemeye teşvik etmek, suç kararını kuvvetlendirmek, fiilden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek manevi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak veya suçun icrasını kolaylaştıran yardımda bulunmak maddi yardım örnekleridir. Yardım eden asıl icra üzerinde müşterek fail düzeyinde hakimiyet kurmaz.
Bir kişiye araç, telefon veya para vermek her durumda yardım etme değildir. Yardım eden, sağladığı katkının belirli suçun işlenmesine hizmet edeceğini bilmeli ve bunu istemelidir. Normal ticari işlem yapan satıcı, müşterinin sonradan suçta kullanacağı malı bilmeden sattı diye iştirak sorumluluğu taşımaz. Bilgi ve kast somut delille ispatlanmalıdır.
Müşterek faillik ile yardım etme nasıl ayrılır?
Müşterek fail, suçun kanuni tanımındaki fiil üzerinde birlikte hakimiyet kurar ve ortak suç planı çerçevesinde icraya fonksiyonel olarak katılır. Yardım edenin katkısı ise suçu kolaylaştırır ancak icranın ortak hakimi değildir. Olay yerinde bulunmak tek başına müşterek faillik yaratmadığı gibi olay yerinde bulunmamak da her zaman faillik ihtimalini dışlamaz; rolün niteliğine bakılır.
Örneğin planı birlikte kuran, mağduru etkisiz hale getiren ve diğer failin malı almasını sağlayan kişi doğrudan malı eline almamış olsa bile müşterek fail olabilir. Buna karşılık yalnız araç temin eden ve icra üzerinde karar yetkisi bulunmayan kişi kastı varsa yardım eden sayılabilir. İş bölümü ve fiil hakimiyeti ayrımın merkezindedir.
Suçtan sonra yardım iştirak midir?
İştirak kural olarak suç tamamlanmadan önce veya suç işlenirken yapılan katkıya dayanır. Suç tamamlandıktan sonra ortaya çıkan yardım davranışı, önceden vaat edilmemişse asıl suça iştirak sayılmayabilir; suçluyu kayırma, suç delillerini gizleme veya suç eşyasını satın alma gibi ayrı suçlar gündeme gelebilir. TCK m.39’un ‘fiilden sonra yardımda bulunacağını vaat etme’ düzenlemesi bu nedenle önemlidir.
Fail suçu işlerken ‘nasıl olsa o beni saklar’ biçimindeki önceden verilmiş güvence suç kararını kolaylaştırabilir ve yardım etme kapsamına girebilir. Olaydan sonra ilk kez ortaya çıkan yardım ise başka hukuki nitelendirmeye tabidir. Mesajların tarihi ve görüşme kayıtları önceden vaat bulunup bulunmadığını gösterebilir.
Bağlılık kuralı ne anlama gelir?
İştirak sorumluluğu için asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir fiilin işlenmesi gerekir. TCK’nın bağlılık kuralı, suça iştirak edenlerin sorumluluğunu asıl fiilin varlığıyla ilişkilendirir. Asıl failin kişisel cezasızlık nedeni bulunması veya kusur yeteneğinin farklı olması iştirak edenin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz.
Örneğin yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı nedeniyle asıl failin kusurluluğu farklı değerlendirilebilir; fakat onu araç olarak kullanan veya azmettiren yetişkinin sorumluluğu ayrıca incelenir. İştirakte kişisel nedenlerle fiilin hukuka aykırılığı birbirinden ayrılmalıdır.
Özgü suçlarda iştirak
Bazı suçlar yalnız belirli sıfata sahip kişiler tarafından fail olarak işlenebilir; kamu görevlisi, banka görevlisi veya belirli mesleki statü gibi. Bu ‘özgü suçlarda’ özel sıfatı taşımayan kişinin katkısı, kanunun iştirak hükümlerine göre azmettiren veya yardım eden olarak değerlendirilebilir. Kişi fiili bizzat yapmış görünse bile özel faillik şartı yoksa doğrudan fail sayılamayabilir.
Bu durum özellikle zimmet, görevi kötüye kullanma veya bazı ekonomik suçlarda önem taşır. Önce suçun özgü suç olup olmadığı, sonra her kişinin sıfatı ve katkısı belirlenmelidir. Şirket dosyalarında unvanların fiili yetkiyle karıştırılmaması gerekir; yalnız ortak veya çalışan olmak iştirak için yeterli değildir.
Deliller iştirak rolünü nasıl gösterir?
İştirak dosyalarında telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, para transferleri, kamera, araç hareketleri, konum kayıtları ve suç öncesi-sonrası buluşmalar önemlidir. Ancak kişiler arasındaki iletişim yoğunluğu tek başına suç ortaklığını ispatlamaz. Ticari, ailevi veya sosyal ilişkinin normal açıklaması da değerlendirilmelidir. İçerik ve zamanlama belirleyicidir.
Savunma, her sanık için ayrı bir rol tablosu çıkarabilir: Suç kararını kim oluşturdu? Planı kim yaptı? Hangi araç kimden geldi? İcra sırasında kim ne yaptı? Suçtan sonra hangi davranış gerçekleşti? Böylece ‘hep birlikte hareket ettiler’ şeklindeki soyut iddia somut katkılara ayrılır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği her sanığın fiil ve kastının ayrı ispatını gerektirir.
Sonuç
Azmettiren, asıl failde suç işleme kararını oluşturan kişidir; yardım eden ise mevcut suç kararını maddi veya manevi katkıyla kolaylaştırır. Müşterek fail ise suçun icrası üzerinde ortak hakimiyet kurar. Bu üç statü aynı değildir ve sonuç ceza bakımından önemli farklar yaratır.
İştirak değerlendirmesinde ‘kim kimin arkadaşı’ veya ‘kim olay yerindeydi’ gibi tek göstergeler yeterli olmaz. Kararın oluşma zamanı, ortak plan, icra üzerindeki hakimiyet, sağlanan aracın amacı ve suç sonrası yardımın önceden vaat edilip edilmediği incelenmelidir. Her sanığın katkısı ve kastı bireysel olarak ortaya konulmalıdır.
Suçtan haberdar olmak yardım etme sayılır mı?
Hayır. Bir kişinin suç planını bilmesi, planı onaylaması veya faille arkadaş olması tek başına iştirak sorumluluğu yaratmaz. Yardım etme için kişinin suçun işlenmesini maddi veya manevi şekilde kolaylaştıran bir katkısı ve bu katkının suça hizmet ettiğine yönelik kastı bulunmalıdır. Sessiz kalmanın özel bir hukuki yükümlülük nedeniyle ayrı suç oluşturduğu istisnalar olabilir, ancak sırf bilgi sahibi olmak TCK m.39 anlamında yardım değildir. Ceza sorumluluğu somut davranışa dayanmalıdır.
Gözcülük yapan kişi müşterek fail mi yardım eden mi?
Gözcülüğün suç planındaki ağırlığına göre değişebilir. Eğer gözcülük ortak plan içinde suçun güvenli biçimde icrasını sağlayan zorunlu iş bölümü niteliğinde ve kişi icra üzerinde fonksiyonel hakimiyet kuruyorsa müşterek faillik tartışılabilir. Daha tali ve kolaylaştırıcı bir katkı ise yardım etme olarak değerlendirilebilir. ‘Gözcüydü’ etiketi tek başına sonucu belirlemez. Kişinin karar süreçlerine katılımı, suçun onsuz nasıl yürüyebileceği ve icra üzerindeki etkisi somutlaştırılmalıdır.
Aracı veren kişi her zaman yardım eden midir?
Hayır. Aracın belirli suçta kullanılacağını bilmek ve bu amaçla sağlamayı istemek gerekir. Arkadaşına otomobilini normal kullanım için veren kişi, onun sonradan habersiz şekilde suç işlemesi nedeniyle yardım eden olmaz. Buna karşılık soygunda kaçış aracı olarak kullanılacağını bilerek araç sağlayan kişi TCK m.39 kapsamında değerlendirilebilir. Bilgi ve kast mesajlar, plan toplantıları, ödeme veya olay sonrası davranışlarla ispatlanabilir. Normal sosyal veya ticari ilişki ile suç katkısı ayrılmalıdır.
Para vermek azmettirme sayılır mı?
Para ödemenin anlamı bağlama göre değişir. Fail daha önce suç işlemeye karar vermemişken belirli bir bedel karşılığında suç işlemeye ikna edilmişse parayı teklif eden kişi azmettiren olabilir. Fail zaten suç kararı almış ve para yalnız giderleri karşılamak veya planı kolaylaştırmak için verilmişse yardım etme tartışılabilir. Bu nedenle ödeme tek başına hukuki sıfatı belirlemez. Suç kararının ne zaman oluştuğu ve paranın karar üzerindeki etkisi araştırılmalıdır.
Azmettiren olay yerinde olmak zorunda mı?
Hayır. Azmettirme failde suç işleme kararını oluşturma davranışıdır ve azmettirenin suçun icra edildiği yerde bulunması gerekmez. İletişim uzaktan mesaj, telefon veya üçüncü kişi aracılığıyla gerçekleşmiş olabilir. Ancak isnadın ispatı için azmettirenin sözlerinin belirli suça yöneldiği ve asıl failin kararını gerçekten etkilediği gösterilmelidir. Olay yerinde bulunmamak sorumluluğu otomatik kaldırmadığı gibi, faille telefon görüşmesi yapmak da otomatik azmettirme yaratmaz.
Asıl fail suçu işlemezse azmettiren cezalandırılır mı?
İştirak sorumluluğu asıl fiilin en azından cezalandırılabilir teşebbüs aşamasına ulaşmasıyla bağlantılıdır. Azmettirilen kişi hiç icra hareketine başlamazsa sırf başkasını suça yönlendirme davranışının sonucu, suç tipine ve varsa özel hazırlık suçlarına göre değerlendirilir. Bazı ağır suçlarda suç işlemeye tahrik veya anlaşma gibi ayrıca düzenlenmiş hükümler olabilir. Genel TCK m.38 uygulaması bağlılık kuralıyla birlikte okunmalıdır.
Fail daha ağır suç işlerse azmettiren de aynı cezayı alır mı?
Otomatik olarak hayır. Azmettirenin kastının kapsamı belirlenir. Bir kişiyi yalnız yaralama suçuna yönlendiren azmettiren, asıl failin kendi kararıyla öldürme suçuna geçmesi halinde aşan kısımdan ancak bu ağır sonucu kapsayan kast veya diğer sorumluluk şartları varsa sorumlu olabilir. İştirakte herkesin kastı kişiseldir. Asıl failin beklenmeyen aşırılığı diğer iştirakçilere sırf birlikte hareket ettikleri için yüklenemez.
Suçtan sonra saklamak yardım etme midir?
Önceden böyle bir yardım vaadi verilmişse TCK m.39’daki manevi yardım biçimi gündeme gelebilir; çünkü fail bu güvenceyle suçu daha rahat işlemeye karar vermiş olabilir. Ancak suç tamamlandıktan sonra ilk kez ortaya çıkan saklama veya delil gizleme davranışı asıl suça iştirak sayılmayıp suçluyu kayırma veya delilleri yok etme gibi ayrı suçlar kapsamında değerlendirilebilir. Önceden vaat bulunup bulunmadığı mesaj ve görüşme tarihleriyle belirlenir.
Şirket yöneticisi çalışanın suçundan otomatik sorumlu olur mu?
Hayır. Ceza sorumluluğu şahsidir. Müdür, ortak veya işveren sıfatı tek başına çalışanın işlediği suçtan iştirak sorumluluğu doğurmaz. Yöneticinin suçu emredip emretmediği, planı oluşturup oluşturmadığı, bilerek araç sağlayıp sağlamadığı veya kanundan doğan özel yükümlülüğü ihlal edip etmediği somut olarak ispatlanmalıdır. Tüzel kişi faaliyetlerinde imza yetkisi, görev dağılımı, e-postalar ve karar kayıtları fiili rolün belirlenmesinde önem taşır.
Yardım edenin cezası neden daha düşüktür?
TCK iştirak sisteminde yardım eden, suçun icrası üzerinde fail veya azmettiren düzeyinde belirleyici hakimiyet kurmadığı için kanun cezasında indirim öngörür. Ancak yardımın önemsiz olduğu anlamına gelmez; özellikle ağır suçlarda sonuç ceza yine ciddi olabilir. Mahkeme önce asıl suç cezasını belirler, ardından TCK m.39’un kanuni indirim sistemini uygular. Kişinin rolünün yanlışlıkla müşterek faillik sayılması sonuç cezayı önemli ölçüde değiştirebileceğinden fiil hakimiyeti ayrımı dikkatle yapılmalıdır.


Yorumlar