top of page

Gönüllü Vazgeçme Nedir ve Cezaya Etkisi Nedir?

Güncelleme tarihi: 20 Ağu

Gönüllü Vazgeçme Nedir ve Cezaya Etkisi Nedir? hakkında sağlıklı değerlendirme yapabilmek için suçun maddi ve manevi unsurlarını, olayın kronolojisini ve Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerini birlikte ele almak gerekir. Aşağıdaki açıklamalar güncel mevzuat çerçevesinde genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın delilleri, suç tarihi ve özel kanun hükümleri sonucu değiştirebilir.

Abdulkadir Bolat Hukuk ve Danışmanlık

Gönüllü vazgeçmenin temel amacı

Gönüllü vazgeçme, failin başladığı suçun icra hareketlerine kendi iradesiyle son vermesi veya suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini kendi çabalarıyla önlemesi halinde teşebbüs nedeniyle cezalandırılmamasını sağlayan TCK m.36 kurumudur. Ceza siyaseti bakımından failin suç yolundan dönmesini teşvik eder. Kanun ‘madem başladın artık bitirsen de bitirmesen de aynı’ yaklaşımını benimsemeyerek tehlikeden geri dönüşe hukuki değer verir.

Gönüllü vazgeçme suçun hiç işlenmediği anlamına gelmez. Vazgeçme anına kadar yapılan hareketler bağımsız başka bir suçu oluşturuyorsa fail o tamamlanmış suçtan sorumlu tutulur. Örneğin daha ağır bir suçun icrasından vazgeçerken o ana kadar kasten yaralama tamamlanmışsa yaralama sorumluluğu devam edebilir. Bu nedenle hangi hareketin hangi bağımsız suçu oluşturduğu ayrı incelenir.

Teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki kritik fark

Teşebbüste fail suçu tamamlamak ister, ancak elinde olmayan bir neden sonucu netice gerçekleşmez veya icra tamamlanamaz. Gönüllü vazgeçmede ise suçun tamamlanmamasında failin kendi özgür iradesi belirleyici rol oynar. ‘Yapamadı mı, yapmak istemedi mi?’ sorusu iki kurumu ayıran en pratik testlerden biridir. Kolluğun gelmesi, mağdurun kaçması veya aracın çalışmaması nedeniyle suçun bitmemesi çoğunlukla gönüllü vazgeçme değildir.

Buna karşılık fail hiçbir dış engel bulunmadığı halde suç planını terk eder, elindeki imkanla devam edebilecekken bilinçli olarak durursa gönüllülük daha güçlü görünür. Ancak korku, yakalanma ihtimali veya beklenmeyen risk failin kararını etkiliyorsa bu etkinin iradeyi ne ölçüde zorladığı somut olayda değerlendirilir. Gönüllülük mutlak vicdani pişmanlık gerektirmez; fail başka saikle de kendi kararıyla vazgeçebilir.

İcra hareketlerinden vazgeçme

Suç henüz icra hareketleri aşamasındayken fail devam etmeyerek gönüllü vazgeçebilir. Bunun için failin sırf hazırlık hareketlerini bırakması değil, teşebbüs aşamasına geçmiş bir suç yolunda icrayı kendi iradesiyle kesmesi söz konusudur. Eğer henüz teşebbüs başlamamışsa zaten teşebbüs cezası doğmadığından TCK m.36’ya ihtiyaç olmayabilir. Hazırlık hareketinin bağımsız suç oluşturduğu durumlar saklıdır.

Örneğin kapıyı kırarak eve giren fail hırsızlık amacıyla eşyaları almaya başlamadan veya alma imkanı varken kendi kararıyla vazgeçerse hırsızlığa teşebbüs bakımından gönüllü vazgeçme tartışılabilir; ancak konut dokunulmazlığını ihlal veya mala zarar verme gibi tamamlanmış başka suçlar varsa bunlardan sorumluluk devam eder. Olayın hangi aşamada kesildiği çok önemlidir.

Neticenin gerçekleşmesini önleme

Bazı suçlarda fail bütün icra hareketlerini tamamlamış olsa bile netice henüz gerçekleşmemiş olabilir. TCK m.36, failin kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesi halinde gönüllü vazgeçmeye imkan tanır. Burada yalnız ‘pişman oldum’ demek yetmez; failin neticeyi önlemeye yönelik etkili davranış göstermesi gerekir.

Örneğin ölüm sonucu doğurabilecek eylemden sonra fail derhal ambulans çağırır, ilk yardım sağlar ve mağdurun hayatının bu müdahale sayesinde kurtulduğu belirlenirse gönüllü vazgeçme değerlendirmesi gündeme gelebilir. Ancak mağdur zaten üçüncü kişilerce kurtarılmış, fail hiçbir katkıda bulunmamışsa yalnız sonradan pişmanlık duyması TCK m.36’nın aradığı aktif önlemeyi karşılamayabilir.

Failin çabası sonuç için tek neden olmak zorunda mı?

Neticeyi önleme halinde failin davranışının ne ölçüde etkili olduğu olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Fail ciddi ve uygun çaba göstermiş, ancak netice başka kişilerin de katkısıyla önlenmiş olabilir. Kanunun amacı gerçek bir geri dönüş iradesini ödüllendirmek olduğundan yalnız matematiksel tek neden aramak her durumda doğru değildir. Bununla birlikte göstermelik veya sonuç üzerinde etkisiz davranış gönüllü vazgeçme sayılmaz.

Adli tıp ve bilirkişi raporları özellikle öldürmeye teşebbüs iddialarında önemlidir. Mağdurun hangi tıbbi müdahale sayesinde hayatta kaldığı, failin yardım çağrısının zamanlaması ve olay yerindeki davranışları incelenir. ‘Ben hastaneye götürdüm’ beyanı kamera, 112 kayıtları ve sağlık dosyasıyla doğrulanabilir.

Birden fazla fail varsa gönüllü vazgeçme

İştirak halinde işlenen suçlarda suç ortaklarından yalnız birinin vazgeçmesi özel sorun yaratır. Vazgeçen kişi suçun işlenmesini önlemek için gerçek ve ciddi çaba göstermelidir. Sadece kendi hareketini durdurması, diğer failler suçu tamamlamaya devam ediyorsa her durumda yeterli olmayabilir. TCK’nın iştirak halinde gönüllü vazgeçmeye ilişkin düzenlemesi somut katkıyı ve önleme çabasını önemser.

Örneğin ortak planla başlayan suçta bir fail diğerlerine ‘ben yokum’ deyip ayrılırken suç planının gerçekleşmesini engellemek için hiçbir şey yapmıyorsa durum farklı; kolluğa haber verip mağduru uyararak suçun önlenmesini sağlamaya çalışıyorsa farklı değerlendirilir. İştirak dosyasında vazgeçmenin zamanı, diğer failler üzerindeki etkisi ve alınan önlemler kayıt altına alınmalıdır.

Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık farkı

Gönüllü vazgeçme kural olarak suç tamamlanmadan önce devreye girer ve TCK m.36 genel hüküm niteliğindedir. Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra failin zararı giderme, suç ortaklarını bildirme, malı iade etme veya kanunun belirlediği başka bir davranışta bulunması halinde yalnız kanunda özel olarak öngörülen suçlarda sonuç doğurur. Bu iki kurum zaman ve hukuki dayanak bakımından farklıdır.

Fail suç tamamlandıktan sonra mağdurun zararını tamamen gidermişse artık ‘vazgeçtim’ demek teknik olarak doğru değildir; ilgili suçta etkin pişmanlık hükmü olup olmadığı incelenir. Buna karşılık suç tamamlanmadan kendi iradesiyle neticeyi önlemişse etkin pişmanlık değil gönüllü vazgeçme gündeme gelir. Doğru kurum sonuç cezayı tamamen değiştirebilir.

Deliller gönüllülüğü nasıl gösterir?

Gönüllü vazgeçme çoğu zaman failin iç dünyasına ilişkin görünse de objektif davranışlarla ispatlanır. Olay yerinden ayrılma biçimi, devam etme imkanı varken neden durduğu, mağdura yardım edip etmediği, 112 veya polis araması, suç aracını bırakması ve diğer faillere ne söylediği önemlidir. Telefon kayıtları ve kamera görüntüleri karar anını ortaya koyabilir.

Fail yakalanacağını gördüğü için kaçmışsa bu durum gönüllü vazgeçme değil dış engel nedeniyle suçun tamamlanmaması olarak değerlendirilebilir. Öte yandan fail yakalanma tehlikesi henüz doğmadan kendiliğinden karar değiştirip suçun önlenmesini sağladıysa gönüllülük güçlüdür. Mahkeme yalnız failin sonradan yaptığı açıklamaya değil olay anındaki gerçek imkanlara bakmalıdır.

Kalan fiilden sorumluluk

TCK m.36’nın önemli cümlesi, failin vazgeçme anına kadar gerçekleştirdiği hareketler bağımsız bir suç oluşturuyorsa bu suçtan sorumluluğun devam etmesidir. Bu nedenle gönüllü vazgeçme ‘bütün dosyanın kapanması’ anlamına gelmez. Hangi suçun amaç suç, hangisinin tamamlanmış bağımsız suç olduğu belirlenmelidir.

Örneğin hırsızlıktan vazgeçen kişi konuta zorla girmiş ve kapıyı kırmışsa, koşullarına göre konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları gündeme gelebilir. Öldürme amacıyla saldırıp sonradan neticeyi önleyen kişi, gerçekleşen yaralama bağımsız suç oluşturuyorsa o fiilden sorumlu tutulabilir. İçtima hükümleri ayrıca uygulanır.

Sonuç

Gönüllü vazgeçmede belirleyici soru, suçun failin kendi iradesi ve gerçek çabası sayesinde tamamlanmamış olup olmadığıdır. Dış engel nedeniyle başarısızlık teşebbüs, serbestçe geri dönüş ise şartları varsa TCK m.36 kapsamındadır. İcra hareketlerini bırakma ile tamamlanmayı veya neticeyi önleme iki temel görünümüdür.

Vazgeçme anına kadar tamamlanan bağımsız suçlar ortadan kalkmaz. Birden fazla fail varsa yalnız geri çekilmek yerine suçun önlenmesine yönelik çaba önem kazanır. Gönüllü vazgeçme ile suç tamamlandıktan sonraki etkin pişmanlık birbirinden ayrılmalı; kamera, iletişim ve sağlık kayıtları failin gerçek davranışını ortaya koyacak şekilde değerlendirilmelidir.

Fail korktuğu için vazgeçerse gönüllü sayılır mı?

Korkunun kaynağı ve failin gerçek hareket imkanları belirleyicidir. Fail vicdani nedenle vazgeçmek zorunda değildir; kendi serbest kararıyla ‘devam etmek istemiyorum’ demesi yeterli olabilir. Ancak polis sirenini duyduğu, yakalanacağını gördüğü veya mağdurun güçlü biçimde direnmesi nedeniyle artık başarı ihtimali kalmadığı için duruyorsa dış engel ağır basar ve teşebbüs gündeme gelir. Fail hâlâ suçu tamamlayabilecek durumda olmasına rağmen riskten çekinip serbestçe geri dönmüşse gönüllülük tartışması daha güçlüdür.

Mağduru hastaneye götürmek her zaman gönüllü vazgeçme midir?

Hayır. Hastaneye götürme önemli bir davranıştır ancak neticenin önlenmesinde gerçek etkisi ve failin suçun tamamlanmasını önleme iradesi değerlendirilir. Mağdur zaten hayati tehlike taşımıyorsa veya tıbbi yardım failin eyleminden bağımsız olarak sağlanmışsa sonuç farklı olabilir. Özellikle öldürmeye teşebbüs iddiasında, failin yardım çağrısı ile mağdurun kurtulması arasındaki tıbbi nedensellik adli raporlarla incelenir. Sonraki yardım, kastın belirlenmesinde de olayın diğer unsurlarıyla birlikte değerlendirilebilir.

Gönüllü vazgeçme için mağdurun kabulü gerekir mi?

Gönüllü vazgeçme failin suç yolundaki davranışına ilişkin ceza hukuku kurumudur; mağdurun ‘kabul ediyorum’ demesi şart değildir. Mahkeme objektif olaylardan failin icrayı kendi isteğiyle bırakıp bırakmadığını veya neticeyi önlemek için gerekli çabayı gösterip göstermediğini belirler. Mağdurun anlatımı elbette delil olabilir, ancak hukuki sonuç tarafların anlaşmasına bağlı değildir. Uzlaştırma veya şikayetten vazgeçme gibi mağdur iradesine dayalı kurumlarla karıştırılmamalıdır.

Suçu tamamladıktan sonra vazgeçmek mümkün mü?

Suç hukuken tamamlandıktan sonra TCK m.36 anlamında gönüllü vazgeçme artık uygulanmaz. Bundan sonraki davranış, suç tipinde özel etkin pişmanlık hükmü varsa o çerçevede veya cezanın bireyselleştirilmesinde değerlendirilebilir. Tamamlanma anı her suçta farklıdır. Hırsızlıkta mal üzerindeki hakimiyetin kurulması, dolandırıcılıkta yararın elde edilmesi veya neticeli suçlarda sonucun gerçekleşmesi gibi ölçütler suç tipine göre belirlenir. Bu nedenle ‘hemen geri verdim’ sözü önce suçun tamamlanıp tamamlanmadığı sorusunu gerektirir.

Yarım bırakmak tek başına yeterli mi?

Hayır. Yarım kalmanın nedeni önemlidir. Fail aracı bozulduğu, mağdur kaçtığı, üçüncü kişi geldiği veya güvenlik sistemi devreye girdiği için devam edememişse suç dış engelle yarım kalmıştır ve teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Gönüllü vazgeçme için failin devam etme imkanı bulunmasına rağmen kendi kararıyla geri dönmesi veya neticeyi aktif şekilde önlemesi gerekir. Mahkeme olay anındaki objektif imkanları inceleyerek ‘istemedi’ ile ‘yapamadı’ arasındaki farkı belirler.

İştirak halinde bir kişi ayrılırsa sorumluluktan kurtulur mu?

Sırf olay yerinden ayrılmak her zaman yeterli değildir. Ortak suç planına katkıda bulunan kişinin, diğer faillerin suçu tamamlamasını önlemek için kanunun aradığı ciddi çabayı gösterip göstermediği değerlendirilir. Fail suçun önlenmesi için kolluğa haber verebilir, mağduru uyarabilir veya sağladığı aracı geri alabilir. Bu çaba sonuca ulaşmasa bile kanunun özel koşullarına göre değerlendirme yapılır. İştirak dosyasında ayrılma zamanı ve önceki katkının niteliği özellikle önemlidir.

Vazgeçme fiili ayrı suç oluşturursa ne olur?

Vazgeçme anına kadar gerçekleştirilen hareketler bağımsız suç oluşturuyorsa o suçlardan ceza sorumluluğu devam eder. Gönüllü vazgeçme yalnız amaçlanan suçun teşebbüsünden kaynaklanan sorumluluğu etkiler. Örneğin hırsızlık amacıyla konuta zorla girip eşyayı almaktan vazgeçen kişi, koşulları varsa konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından yine sorumlu olabilir. Bu nedenle ‘vazgeçti, hiç ceza almaz’ şeklindeki genelleme doğru değildir.

Gönüllü vazgeçme hakim tarafından kendiliğinden uygulanır mı?

Ceza hukukundaki lehe genel hükümler şartları dosyadan anlaşılıyorsa mahkeme tarafından hukuken değerlendirilmelidir. Sanığın mutlaka ‘TCK 36 istiyorum’ demesi şart değildir. Bununla birlikte savunmanın olayları ve delilleri doğru biçimde ortaya koyması, özellikle tamamlanmama nedeninin failin iradesi olduğunu göstermesi önemlidir. Mahkeme gönüllü vazgeçme ihtimalini reddediyorsa, hangi dış engelin suçu tamamlamayı önlediğini veya failin neden gerçek bir önleme çabası göstermediğini gerekçelendirmelidir.

Vazgeçme ile pişmanlık aynı şey midir?

Günlük dilde benzer görünse de hukuken aynı değildir. Fail ahlaki olarak hiç pişmanlık duymadan, başka bir kişiye zarar vermek istemediğine karar verip suçu serbestçe bırakabilir ve şartları varsa gönüllü vazgeçmeden yararlanabilir. Tersine fail suç tamamlandıktan sonra gerçekten çok pişman olsa bile TCK m.36 artık uygulanmaz. Hukuk failin duygusundan çok suçun hangi aşamada kaldığına ve neticenin neden gerçekleşmediğine bakar.

Gönüllü vazgeçme kararı beraat midir?

Gönüllü vazgeçme teknik olarak suçun teşebbüsünden cezalandırılmayı önleyen özel bir ceza sorumluluğu sonucudur; dosyada vazgeçme anına kadar bağımsız suç yoksa bu amaç suç bakımından cezaya gidilmez. Kararın usul biçimi somut suçlama ve yargılama aşamasına göre kurulabilir. Bu sonuç ‘fiil hiç olmadı’ anlamına gelmez. Özellikle zarar, tazminat veya tamamlanmış başka suçlar varsa bunlar ayrı değerlendirilir.

Yorumlar


bottom of page