
Cezai Şartın İndirilmesi: Aşırı Ceza Koşulu Mahkemece Azaltılabilir mi?
Güncelleme tarihi: 2 gün önce
Sözleşmelerde borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde belirli bir bedelin ödeneceğinin kararlaştırılması ceza koşulu olarak adlandırılır. Ceza koşulu tarafları ifaya teşvik eder; ancak sınırsız değildir.
Taraflar miktarı serbestçe belirleyebilir
TBK m.182'nin temel kuralına göre taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir. Bununla birlikte sözleşme özgürlüğü, aşırı ve ölçüsüz ceza koşullarının hiçbir denetime tabi olmayacağı anlamına gelmez.
Hâkim aşırı ceza koşulunu indirir
TBK m.182 açıkça hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini düzenler. Değerlendirmede borcun niteliği, sözleşmenin ekonomik değeri, ihlalin ağırlığı, tarafların menfaatleri ve somut olayın özellikleri dikkate alınabilir.
Asıl borç geçersizse
Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse veya aksi kararlaştırılmadıkça borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hale gelmişse ceza koşulunun ifası istenemez. Buna karşılık ceza koşulunun geçersizliği asıl borcu kendiliğinden geçersiz yapmaz.
Tacirler bakımından ayrı değerlendirme
Tacirler arasındaki cezai şartlarda Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve yerleşik içtihat nedeniyle indirim değerlendirmesi farklılaşabilir. Somut sözleşmenin ticari niteliği ve tarafların tacir sıfatı ayrıca incelenmelidir.
Geç ifaya bağlanan ceza ile hiç ifa etmeme cezası neden ayrılır?
TBK m.179 bakımından cezanın hangi ihlale bağlandığı önemlidir. Borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesine bağlanan ceza ile kararlaştırılan zaman veya yerde ifa edilmemesine bağlanan ceza aynı seçimlik hakları doğurmayabilir. İfanın çekincesiz kabul edilip edilmediği, sözleşmede aksi yönde hüküm bulunup bulunmadığı ve alacaklının hangi talebi ileri sürdüğü ayrıca incelenmelidir. Salt sözleşmede 'cezai şart' yazması, talep edilebilecek bedeli ve birlikte istenebilecek alacakları tek başına belirlemez.
İndirim talebinde sözleşmenin niteliği belirleyicidir
Ceza koşulunun aşırılığı tartışılırken asıl edimin değeri, ihlalin kapsamı, ifa edilen bölüm, tarafların statüsü ve sözleşmenin kurulma amacı değerlendirilmelidir. Taraflardan birinin tacir olması veya borcun ticari işletmesiyle ilgili bulunması hâlinde TTK m.22 çerçevesindeki indirim sınırlaması ayrıca gündeme gelir. Bu nedenle tüketici, işçi ve tacir ilişkilerine aynı sonucu veren genel bir hesap uygulanmamalı; özel mevzuat ve somut sözleşme birlikte incelenmelidir.

Yorumlar