
Tehlike Sorumluluğu: Önemli Ölçüde Tehlike Arz Eden İşletmeler
Güncelleme tarihi: 10 Eki
Bir işletmenin faaliyetinden kaynaklanan her zarar aynı sorumluluk kuralına tabi değildir. Ancak bazı faaliyetler, gerekli tüm güvenlik önlemleri alınsa bile sık veya ağır zararlar doğurmaya elverişlidir. Türk Borçlar Kanunu bu tür işletmeler bakımından tehlike sorumluluğunu özel olarak düzenler.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğması hâlinde işletme sahibi ve varsa işleten, zarardan müteselsilen sorumlu tutulabilir. Bu düzenlemenin amacı, işletme faaliyetinin yarattığı olağanüstü riskin sonuçlarını yalnız zarar gören kişinin üzerinde bırakmamaktır.
Bir işletme ne zaman önemli ölçüde tehlike arz eder?
Değerlendirmede işletmenin adı veya sektörü tek başına belirleyici değildir. Faaliyetin mahiyeti, kullanılan malzemeler, makineler, araçlar ve güçler birlikte incelenir. Alanında uzman bir kişiden beklenen bütün özen gösterilse bile faaliyetin sık veya ağır zararlara elverişli olması, TBK m.71 bakımından temel ölçüttür.
İlgili faaliyetin uzmanlık, ruhsat veya özel denetim gerektirmesi incelemede önem taşıyabilir; buna karşılık yalnız ruhsatlı olmak işletmeyi sorumluluktan kendiliğinden kurtarmaz. Hangi işletmenin bu hüküm kapsamına girdiği somut tehlikenin niteliğine ve uygulanabilecek özel kanun hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
İşletme sahibi ile işletenin sorumluluğu
Kanun, önemli ölçüde tehlikeli işletmenin faaliyetinden doğan zarar bakımından işletme sahibiyle varsa işletenin müteselsil sorumluluğunu öngörür. Bu sebeple işletmenin kime ait olduğu kadar faaliyet üzerinde kimin işletme ve yönetim yetkisi kullandığı da araştırılmalıdır. İşletme sahibinin ve işletenin aynı kişi olması zorunlu değildir.
Kusur bulunması şart mıdır?
Tehlike sorumluluğu, klasik kusura dayalı sorumluluktan farklıdır. Sadece bir çalışanın ihmalini veya işletme sahibinin kişisel kusurunu ileri sürmek bu kurumun zorunlu başlangıç noktası değildir. Bununla birlikte sorumluluğun doğması için önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme, bu faaliyetten kaynaklanan zarar ve aralarındaki hukuken gerekli bağlantı somut olarak ortaya konulmalıdır.
Her olumsuz olayın tehlike sorumluluğuna dayandırılması doğru olmaz. Zararın işletmenin faaliyetinden doğup doğmadığı, tehlikenin gerçekleşme biçimi ve olayda uygulanması gereken farklı özel sorumluluk düzenlemeleri ayrıca değerlendirilir.
İşletmenin ruhsatlı olması veya faaliyet izni bulunması
TBK m.71, faaliyet hukuk düzenince izin verilmiş olsa dahi, bu faaliyetin neden olduğu zararın uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteme imkânını düzenler. Bu nedenle izin, ruhsat ya da denetimden geçmiş olmak tek başına zarar görenin talebini ortadan kaldırmaz. Belirli bir tehlike türü için getirilmiş özel sorumluluk hükümleri ise saklıdır.
Zarar ve nedensellik nasıl değerlendirilir?
Zarar görenin bedensel veya malvarlıksal kaybının niteliği, zarar tarihi, faaliyetin teknik özellikleri ve olayla bağlantısı araştırılmalıdır. Zarar hesabında hastane ve tedavi belgeleri, gelir kaybı kayıtları, onarım veya değer tespitleri gibi somut deliller önem taşıyabilir. Maddi ve manevi tazminat talepleri aynı başlıkta toplansa bile her birinin kanuni koşulları ayrı değerlendirilmelidir.
Zararın işletme faaliyetinden kaynaklandığı iddiası, yalnızca olayın işletme yakınında meydana gelmiş olmasıyla kanıtlanmış sayılmaz. Gerektiğinde olay yeri kayıtları, teknik rapor, uzman incelemesi ve nedensellik konusunda bilirkişi değerlendirmesi yapılmalıdır.
Hangi belgeler önemli olabilir?
Olay tutanağı, fotoğraf ve kamera kayıtları, işletmenin faaliyet ve ruhsat bilgileri, teknik bakım ve denetim belgeleri, kullanılan ekipmana ilişkin veriler ile zararı gösteren kayıtlar olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir. Fiziki ortam veya dijital kayıtlar sonradan değişebilecek nitelikteyse delilin korunması için zamanında ve hukuka uygun yöntemlere başvurulmalıdır.
Tehlike sorumluluğu ile diğer sorumluluk türleri karıştırılmamalı
İş kazası, motorlu araç işletenin sorumluluğu, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık gibi durumlarda farklı ve bazen özel hükümler gündeme gelebilir. TBK m.71'de özel sorumluluk düzenlemelerinin saklı tutulması, somut olayda uygulanacak hükmün doğru seçilmesini gerektirir. Aynı zarar için ileri sürülebilecek hukuki sebeplerin ve taleplerin birbirine etkisi ayrıca incelenmelidir.
Sonuç
Tehlike sorumluluğunda asıl soru, bir kişinin yalnızca hatalı davranıp davranmadığı değil, işletmenin önemli ölçüde tehlike arz edip etmediği ve zararın bu faaliyetten kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Bu nedenle olayın teknik özellikleri, hukuki sorumluluk rejimi, zarar ve deliller bir arada değerlendirilmelidir.

Yorumlar