
İnternetten İçerik Kaldırma ve Erişim Engeli: Kişilik Hakkını İhlal Eden Yayına Karşı Ne Yapılır?
İnternette yayımlanan bir haber, sosyal medya paylaşımı, fotoğraf, video veya arama sonucu kişilik haklarını ihlal ettiğinde 2026 yılında izlenecek yol artık eski uygulamadaki kadar tek çizgili değildir. En önemli değişiklik, 5651 sayılı Kanun’un kişilik haklarına ilişkin eski 9. maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 10 Ekim 2024 itibarıyla genel başvuru yolu olmaktan çıkmasıdır. Bu nedenle bugün “hakkımda yalan haber var, doğrudan sulh ceza hâkimliğine 5651 m.9’dan başvurup kaldırırım” şeklindeki eski bilgi güncel değildir. İçeriğin niteliğine göre Türk Medeni Kanunu’nun kişilik hakkını koruyan hükümleri, hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir, özel hayatın gizliliği bakımından 5651 m.9/A, suç oluşturan belirli içeriklerde 5651 m.8, ceza soruşturması, arama motorundan sonuç çıkarma ve platform içi başvuru mekanizmaları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
2026’da İlk Soru: Hangi Hak İhlal Ediliyor?
İçeriğin kaldırılmasını isteyen kişinin önce “bu paylaşım neden hukuka aykırı?” sorusunu cevaplaması gerekir. Gerçeğe aykırı ve itibar zedeleyici bir haber, hakaret içeren sosyal medya paylaşımı, izinsiz yayımlanmış özel görüntü, kişisel verinin ifşası, eski ve güncelliğini yitirmiş bir haberin isim aramasında sürekli öne çıkması veya doğrudan suç oluşturan bir içerik aynı hukuki kategori değildir. Örneğin özel hayatın gizli alanına ait görüntünün yayımlanması ile bir gazetecinin eleştirel fakat kamu yararı taşıyan haberinin rahatsız edici bulunması aynı ölçütlerle değerlendirilemez. Başvuru yolu da buna göre değişir. Bu nedenle dosyada önce URL, paylaşım metni, yayın tarihi, yayıncı hesabın kimliği, içeriğin hangi hakka müdahale ettiği ve istenen sonucun ne olduğu açıkça belirlenmelidir.
5651 m.9 Neden Artık Genel Kişilik Hakkı Başvuru Yolu Değil?
Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki kişilik hakkı ihlallerine ilişkin sistemi iptal etti ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu süre sonunda eski m.9 yolu 10 Ekim 2024 itibarıyla yürürlükten kalktı. İptal kararının arka planında, ifade ve basın özgürlüğünü sınırlayan kararların çelişmeli yargılama ve etkili başvuru güvenceleri bakımından sorunlu olması, kararların süre ve kapsam yönünden yeterli güvenceler taşımaması gibi nedenler bulunuyordu. Bu değişiklikten sonra genel kişilik hakkı ihlallerinde eski m.9’a dayalı otomatik sulh ceza başvurusu yerine medeni hukuk koruması ve somut olayın niteliğine göre diğer özel yollar öne çıktı.
Genel Kişilik Hakkı İhlalinde TMK 24 ve 25 Yolu
Bir internet yayını kişinin şeref ve itibarı, adı, görüntüsü, mesleki itibarı, özel yaşamı veya başka bir kişilik değerine hukuka aykırı saldırı oluşturuyorsa Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25 temel koruma çerçevesini sağlar. Bu hükümler saldırının önlenmesi, devam eden saldırının durdurulması ve sona ermiş olsa bile etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespiti gibi taleplere imkân verir. İnternet içeriği bakımından talep, yalnız soyut biçimde “haber kaldırılsın” şeklinde değil; hangi URL’deki hangi ifade, görsel veya bölümün hangi kişilik değerini neden ihlal ettiği açıklanarak kurulmalıdır. Mahkeme ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, haber verme hakkı, kamu yararı ve kişinin itibarı arasında denge kurar. Bu nedenle rahatsız edici veya sert her yayın hukuka aykırı sayılmaz; hukuka aykırılık somut yayın bağlamında ortaya konmalıdır.
Hukuk Mahkemesinden İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
İçerik yayında kaldığı sürece zarar büyüyorsa, esas dava sonuçlanana kadar geçici koruma ihtiyacı doğabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri bu noktada önem taşır. Tedbir talebinde yalnız “internette duruyor, zarar görüyorum” demek yerine gecikmenin neden ciddi zarar yaratacağı, içeriğin neden ilk bakışta hukuka aykırı göründüğü ve istenen tedbirin ifade özgürlüğü bakımından neden ölçülü olduğu açıklanmalıdır. Mahkeme somut URL veya içerikle sınırlı bir geçici önlem değerlendirebilir. Bütün bir internet sitesinin kapatılması gibi geniş tedbirler ölçülülük bakımından daha ağır bir incelemeye tabidir. Tedbir, esas davanın yerine geçen kalıcı bir karar değil; yargılama sonuna kadar hakkın etkisiz kalmasını önlemeye yönelik geçici korumadır.
Özel Hayatın Gizliliğinde 5651 m.9/A Ayrı Bir Yoldur
Genel kişilik hakkı yolu ile özel hayatın gizliliğine özgü 5651 m.9/A birbirine karıştırılmamalıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir internet yayını söz konusu olduğunda 9/A’daki özel mekanizma yürürlüktedir. Başvuruda ihlale konu tam URL, ihlalin özel hayatı hangi yönden zedelediğine ilişkin açıklama ve kimliği ispata yarayan bilgiler bulunmalıdır. Yetkili Kuruma yapılan başvuru üzerine talep Erişim Sağlayıcıları Birliğine iletilir ve erişim sağlayıcıların tedbiri derhâl, en geç dört saat içinde uygulaması öngörülür. Ancak bu ilk tedbir tek başına kalıcı değildir: başvuru sahibi, talebini başvuru saatinden itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunmalıdır. Hâkim de özel hayat ihlali bulunup bulunmadığını en geç kırk sekiz saat içinde karara bağlar; aksi hâlde ilk erişim engelleme tedbiri kendiliğinden kalkar. Tedbir kural olarak yalnız ihlale konu yayın, bölüm, görüntü veya video için URL bazında uygulanır. Bu hızlı yol, sırf kişinin hoşuna gitmeyen veya itibarını zedelediği ileri sürülen her içerik için değil, özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından değerlendirilmelidir.
Suç Oluşturan İçeriklerde 5651 m.8 ve Ceza Soruşturması
İnternet içeriği 5651 m.8’de sayılan katalog suçlardan birini oluşturuyorsa kişilik hakkı tartışmasından farklı bir erişim engelleme rejimi gündeme gelir. Çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş ve kanunda belirtilen diğer katalog suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturma makamlarının yetkileri farklıdır. Ayrıca bir paylaşım hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması veya dolandırıcılık gibi başka suçları oluşturabilir. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak, içeriğin mutlaka aynı anda kaldırılacağı anlamına gelmez. Ceza soruşturmasının amacı failin suç sorumluluğunu belirlemek; içerik kaldırma veya erişim engelleme ise ayrıca kanuni dayanağı ve koşulları bulunan bir tedbirdir. Bu iki hedef dilekçede birbirinden ayrılmalıdır.
Platforma veya Site Sahibine Başvuru Hâlâ Önemli mi?
Mahkeme veya ceza yolu dışında içeriğin yayımlandığı platformun kendi ihlal bildirim mekanizmasına başvurmak çoğu dosyada pratik olarak önemlidir. X, Instagram, Facebook, TikTok, YouTube, forumlar ve haber siteleri; hakaret, taciz, sahte hesap, mahrem görüntü, kimlik taklidi veya telif ihlali gibi konularda kendi topluluk kuralları ve bildirim kanallarını uygular. Platform başvurusu kanuni dava hakkının yerine geçmez; fakat içerik hızla kaldırılırsa zararın büyümesini önleyebilir. Başvurudan önce URL, kullanıcı adı, yayın tarihi, ekran görüntüsü ve mümkünse sayfanın arşivlenmiş görüntüsü saklanmalıdır. İçerik kaldırıldıktan sonra delil tamamen kaybolursa tazminat veya ceza sürecinde ispat güçleşebilir. Bu nedenle “önce sildireyim, sonra delile bakarım” yaklaşımı yerine delil güvenliği ile hızlı kaldırma talebi eş zamanlı yürütülmelidir.
Unutulma Hakkı ile Kaynak İçeriğin Silinmesi Aynı Şey Değildir
Bir haber hukuka uygun yayımlanmış olsa bile yıllar sonra kişinin adı arandığında sürekli ilk sonuçlarda çıkması ayrı bir “unutulma hakkı” tartışması yaratabilir. Burada talep her zaman kaynak haberin internetten tamamen silinmesi değildir. Arama motorunda kişinin adıyla içerik arasındaki bağlantının kaldırılması, yani indeks dışına çıkarma, daha ölçülü bir çözüm olabilir. KVKK Kurulunun unutulma hakkına ilişkin yaklaşımında bilginin güncelliği, kişinin kamusal rolü, içeriğin haber değeri, doğruluğu, yayımlandığı tarih ve toplumsal ilgi gibi ölçütler önem taşır. Örneğin yıllar önce sonuçlanmış ve güncelliğini yitirmiş bir olay ile hâlen kamu yararı taşıyan güncel bir soruşturma aynı şekilde değerlendirilmez. Kaynak siteye, arama motoruna ve gerektiğinde kişilik hakkı yollarına yapılacak başvuruların amacı ayrı ayrı belirlenmelidir.
Basın ve Haber Sitelerinde Düzeltme-Cevap Yolu
İhlal basın veya haber yayını üzerinden gerçekleşmişse yalnız içerik kaldırma talebi düşünülmemelidir. Basın Kanunu kapsamındaki düzeltme ve cevap hakkı, yayındaki maddi hataya veya kişilik hakkı ihlaline karşı farklı bir hukuki araçtır ve kendi kısa sürelerine tabidir. İnternet haber sitesi, basılı gazete ve sosyal medya hesabının hukuki statüsü aynı olmayabileceği için hangi yayın rejiminin uygulanacağı önce belirlenmelidir. Bir haberde kamu yararı ve güncellik bulunmasına rağmen bazı maddi olgular yanlışsa tamamen kaldırma yerine düzeltme veya cevap daha ölçülü bir çözüm olabilir. Buna karşılık özel görüntünün ifşası veya açıkça hukuka aykırı içerik bakımından yalnız tekzip yeterli olmayabilir. Dosyanın hedefi “içerik tamamen yok olsun” mu, “yanlış bilgi düzelsin” mi, “isim bağlantısı kalksın” mı sorusuyla başlanmalıdır.
Delil Nasıl Korunmalı?
İnternet içeriği değiştirilebilir veya saniyeler içinde silinebilir. Bu nedenle hukuki işlemden önce delilin güvenilir biçimde saklanması kritik önemdedir. Ekran görüntüsünde yalnız tartışmalı cümle değil; kullanıcı adı, profil veya site adı, URL, tarih-saat ve mümkünse paylaşımın bağlamı görünmelidir. Video veya hikâye gibi geçici içeriklerde ekran kaydı yararlı olabilir. Yüksek önemdeki dosyalarda noter tespiti, delil tespiti veya platform kayıtlarının korunmasına yönelik hızlı başvuru değerlendirilir. Bir hesabın sahte olduğu iddia ediliyorsa hesabın kullanıcı adı, profil bağlantısı, önceki kullanıcı adı bilgileri, mesaj kayıtları ve varsa ödeme/telefon/e-posta bağlantıları kaydedilmelidir. İçeriği ispatlamak için başka kişinin hesabına yetkisiz girmek veya hukuka aykırı yöntemle özel yazışma ele geçirmek ise yeni bir hukuki sorun yaratabilir.
Yayın Hukuka Aykırı mı? Mahkeme Hangi Ölçütlere Bakar?
Özellikle haber ve eleştiri içeriklerinde en zor mesele hukuka aykırılık dengesidir. Mahkeme, ifade ve basın özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibar hakkını birlikte değerlendirir. Haber gerçek bir olgu temeline dayanıyor mu, kamu yararı var mı, kişi kamusal bir figür mü, olay güncel mi, kullanılan dil gereksiz biçimde aşağılayıcı mı, başlık içeriği çarpıtıyor mu, iddia kesin gerçek gibi mi sunulmuş, karşı tarafın görüşüne yer verilmiş mi gibi noktalar önem kazanabilir. Ceza soruşturması devam eden kişiyi kesin suçlu gibi gösteren başlık ile “hakkında soruşturma başlatıldı” şeklindeki doğru ve ölçülü haber aynı değildir. Aynı şekilde ticari eleştiri ile hakaret, tüketici deneyimi ile gerçeğe aykırı suç isnadı birbirinden ayrılmalıdır.
Manevi ve Maddi Tazminat İçerik Kaldırmadan Ayrı Taleptir
İçeriğin kaldırılması veya saldırının durdurulması, geçmişte oluşmuş zararı kendiliğinden telafi etmez. Kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı nedeniyle Türk Borçlar Kanunu m.58 kapsamında manevi tazminat; şartları varsa maddi zarar için ayrıca tazminat talebi gündeme gelebilir. Tazminat değerlendirmesinde yayının ulaştığı kitle, ne kadar süre yayında kaldığı, kullanılan ifadelerin ağırlığı, kişinin mesleki ve sosyal konumu, yayıncının kusuru, düzeltme yapılıp yapılmadığı ve somut sonuçlar önem taşıyabilir. Ticari itibar kaybı veya müşteri kaybı ileri sürülüyorsa bu zarar yalnız varsayımla değil mümkün olduğunca kayıtla gösterilmelidir. Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde TBK m.72’deki zamanaşımı rejimi de ayrıca kontrol edilmelidir.
Sosyal Medyada “İftira” Denilen Her Paylaşım TCK m.267 Değildir
İnternet içeriğinin kaldırılması dosyalarında sık yapılan hata, günlük dildeki hukuki kavramları doğrudan suç adı gibi kullanmaktır. Bir kişi hakkında yalan veya aşağılayıcı paylaşım yapılması günlük dilde “iftira” olarak adlandırılsa da TCK m.267’deki iftira suçunun özel unsurları vardır; kişinin işlemediğini bilinen hukuka aykırı bir fiilin yetkili makamlara ihbar edilmesi veya yaptırım başlatılması amacı gibi unsurlar aranır. Aynı paylaşım hakaret, kişilik hakkı ihlali, özel hayat ihlali veya gerçeğe aykırı haber niteliğinde olabilir. Ceza vasfı yanlış kurulsa bile medeni hukuk koruması tamamen ortadan kalkmaz. Bu nedenle başvurunun “suç adı” üzerine değil, paylaşımın tam içeriği ve meydana getirdiği hak ihlali üzerine kurulması daha güvenlidir.
İçerik Yurt Dışındaki Platformda veya Anonim Hesaptaysa
İçeriğin yabancı merkezli bir platformda bulunması veya hesabın anonim olması hak aramayı imkânsız hâle getirmez; ancak süreç daha teknik olur. Platformun şikâyet ve hukuk birimi, Türkiye’deki temsilcilik yükümlülükleri, IP veya hesap bilgilerine erişim imkânı ve ceza soruşturmasında uluslararası adli yardımlaşma ihtiyacı dosyaya göre değişebilir. Anonim hesabın sahibini sırf ekran görüntüsünden tahmin ederek dava etmek yerine, hesabın kimliğiyle ilgili teknik ve finansal izler aranmalıdır. İçerik bir yabancı sitede kalmaya devam ederken Türkiye’den erişimin engellenmesi veya arama motorundan çıkarılması farklı sonuçlar doğurabilir; “dünyadan tamamen silme” ile “Türkiye’den erişimi kesme” aynı teknik ve hukuki sonuç değildir.
Başvuru Öncesi Pratik Kontrol Listesi
Dosya hazırlanırken şu sıra çoğu olayda sağlıklı olur: önce tam URL ve içeriğin orijinal hâli kaydedilir; yayın tarihi ve hesabın kimliği belirlenir; ihlalin itibar, özel hayat, kişisel veri, telif veya suç boyutlarından hangisine girdiği ayrılır; platforma hızlı bildirim gerekip gerekmediği değerlendirilir; genel kişilik hakkı ihlalinde TMK 24-25 ve gerekiyorsa ihtiyati tedbir, özel hayat ihlalinde 5651 m.9/A, suç içeriğinde ceza ve özel erişim engeli yolları, eski içerikte unutulma hakkı ayrı ayrı kontrol edilir. Son olarak içerik kaldırma, düzeltme, isim bağlantısının kaldırılması, tazminat veya failin cezalandırılması hedeflerinden hangilerinin istendiği açıkça belirlenir. Aynı olayda birkaç yol birlikte yürüyebilir; ancak her birinin şartı ve amacı farklıdır.
Sık Yapılan Hatalar
En önemli hata, 2024 öncesi internet yazılarından kopyalanan “5651 m.9 gereğince sulh ceza hâkimliğine başvurun” bilgisini 2026’da aynen kullanmaktır. İkinci hata, URL ve paylaşım bağlamını saklamadan yalnız kırpılmış ekran görüntüsüyle başvuru yapmaktır. Üçüncü hata, platform şikâyeti ile mahkeme kararını aynı hukuki etkiye sahip sanmaktır. Dördüncü hata, ceza şikâyeti yapıldığında içeriğin otomatik kaldırılacağını düşünmektir. Beşinci hata, unutulma hakkı ile kaynağın tamamen silinmesini aynı sonuç sanmaktır. Altıncı hata ise ifade özgürlüğü ve kamu yararı tartışmasını hiç değerlendirmeden her olumsuz haberi hukuka aykırı kabul etmektir. Güçlü başvuru, içeriği saklamakla değil; ihlal edilen hakkı, doğru hukuki yolu ve ölçülü talebi birbirine bağlamakla kurulur.
Sonuç: 2026’da Doğru Yol İçeriğin Türüne Göre Seçilmeli
2026 itibarıyla internette kişilik hakkını ihlal eden içeriğe karşı tek bir “erişim engeli dilekçesi” yolu yoktur. Eski 5651 m.9 genel kişilik hakkı mekanizması yürürlükte değildir. Genel kişilik hakkı saldırılarında TMK 24-25 ve gerekli koşullarda ihtiyati tedbir; özel hayatın gizliliğinde 5651 m.9/A; katalog suçlarda 5651 m.8 ve ceza soruşturması; eski ve güncelliğini yitirmiş sonuçlarda unutulma hakkı ve arama motoru başvuruları; basın yayınlarında düzeltme-cevap ve tazminat yolları ayrı değerlendirilmelidir. En doğru strateji, önce yayının tam içeriğini ve delilini korumak, ardından “hangi hak ihlal edildi ve hangi somut sonuç isteniyor?” sorusuna göre başvuru yolunu seçmektir. Eski mevzuata dayalı hazır dilekçe kullanmak, özellikle bu alanda doğrudan hak kaybına veya yanlış mercie başvuruya yol açabilir.


Yorumlar