top of page
Alacağın Temliki ile Borcun Devri Arasındaki Fark

Alacağın Temliki ile Borcun Devri Arasındaki Fark

3 Eki
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Eki

Alacağın devri ile borcun devri, sözleşmenin taraflarından birinin değişmesi bakımından birbirine benzese de hukuki yapı ve şartları farklıdır. Alacağın devrinde alacaklı değişir; borcun üstlenilmesinde ise borçlu değişir. Bu ayrım, kimin rızasının gerektiği ve işlemin sonuçları bakımından belirleyicidir.

Alacağın devri nedir?

TBK m.183'e göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, alacağını borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye devredebilir. Böylece borç aynı borç olarak kalır ancak alacaklı değişir.

Örneğin bir satıcının müşterisinden olan para alacağını başka bir kişiye devretmesi halinde borçlu aynı kişidir; ödeme isteme hakkının sahibi değişmiştir.

Alacağın devri hangi şekle tabidir?

TBK m.184 uyarınca alacağın devrinin geçerli olması yazılı şekle bağlıdır. Devir sözleşmesinin noterlikte yapılması genel kural olarak zorunlu değildir; ancak alacağın kaynağı veya özel mevzuat ayrıca şekil şartı getirebilir.

Borçlunun rızası neden aranmaz?

Alacağın devri borçlunun borcunun içeriğini kural olarak değiştirmez; yalnız alacaklı taraf değişir. Bu nedenle kanun borçlunun rızasını geçerlilik şartı yapmamıştır.

Buna rağmen borçluya devir bildirilmemişse TBK m.186 kapsamında borçlu önceki alacaklıya iyi niyetle ödeme yaparak borcundan kurtulabilir. Bu nedenle bildirim, devir sözleşmesinin geçerliliğinden farklı olarak ödeme riskini önlemek bakımından önemlidir.

Borcun devri veya borcun üstlenilmesi nedir?

Borcun üstlenilmesinde amaç eski borçlunun yerine yeni bir borçlunun geçmesidir. TBK m.195, eski borçlu ile üçüncü kişi arasındaki iç üstlenme ilişkisini; m.196 ise yeni borçlunun alacaklıyla kurduğu dış üstlenme ilişkisini düzenler.

Eski borçlu ile üçüncü kişinin kendi aralarında 'borcu ben ödeyeceğim' diye anlaşması, alacaklı bakımından eski borçluyu otomatik olarak borçtan çıkarmaz.

Alacaklının kabulü ne zaman gerekir?

Eski borçlunun gerçekten borçtan çıkıp yerine yeni borçlunun geçmesi için borcu üstlenen ile alacaklı arasında dış üstlenme sözleşmesi kurulmalıdır. Alacaklının kabulü açık veya kanunda öngörülen davranışlarla örtülü olabilir.

Bu nedenle alacağın devrinde borçlu rızası kural olarak aranmazken, borcun üstlenilmesinde alacaklının kabulü temel önemdedir.

Kefalet ve rehinler ne olur?

Borcun borçlusu değiştiğinde alacağa bağlı haklar kural olarak devam eder; ancak üçüncü kişinin verdiği rehin ve kefalet gibi şahsi veya üçüncü kişi güvenceleri bakımından özel koruma vardır. TBK m.198, bu güvencelerin devamını ilgili kişilerin yazılı rızasına bağlayabilir.

Bu nedenle borcun devri sözleşmesi hazırlanırken yalnız eski ve yeni borçlu değil, mevcut teminatların akıbeti de ayrıca kontrol edilmelidir.

Hangi işlem hangi durumda kullanılır?

Bir şirket alacağını faktoring benzeri bir yapıda başka kişiye geçiriyorsa konu alacağın devri olabilir. Bir işletmenin borcunu başka kişinin üstlenmesi ve eski borçlunun ilişkiden çıkması isteniyorsa borcun üstlenilmesi hükümleri gündeme gelir.

Sözleşmede kullanılan 'devir', 'temlik' veya 'üstlenme' kelimeleri tek başına belirleyici değildir. İşlemin gerçekte alacaklıyı mı yoksa borçluyu mu değiştirdiği incelenmelidir.

Sonuç

Alacağın devrinde ana soru 'borçlu değişiyor mu?' değil, alacak hakkının kime geçtiğidir; borcun üstlenilmesinde ise eski borçlunun borçtan çıkması için alacaklının kabulü kritik noktadır. Yazılı şekil, bildirim ve teminatların durumu işlemin türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page