top of page
Sözleşmenin Devri: Bir Sözleşmedeki Tüm Hak ve Borçlar Başkasına Geçebilir mi?

Sözleşmenin Devri: Bir Sözleşmedeki Tüm Hak ve Borçlar Başkasına Geçebilir mi?

3 Eki
7 dakikada okunur

Sözleşmenin devri, yalnız bir alacağın başkasına aktarılması veya tek bir borcun başka kişi tarafından üstlenilmesi değildir. Burada sözleşmenin taraflarından biri, o sözleşmedeki taraf sıfatını hak ve borçlarıyla birlikte başka bir kişiye bırakır. Bu nedenle devir işlemi, sözleşmenin ekonomik sonucunu değil taraf yapısını değiştirir. Türk Borçlar Kanunu m.205 bu kurumu üç taraflı bir anlaşma olarak düzenler. Uygulamada özellikle devam eden hizmet, tedarik, kira, işletme ve uzun süreli ticari sözleşmelerde devir ihtiyacı doğar. Ancak “iki taraf kendi arasında anlaştı, sözleşmeyi devrettik” demek çoğu zaman yeterli değildir; sözleşmede kalan tarafın rızası ve devrin şekli ayrıca kontrol edilmelidir.

Sözleşmenin Devri Tam Olarak Neyi Değiştirir?

TBK m.205’e göre sözleşmenin devri, devredenin o sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçirir. Örneğin devam eden bir tedarik sözleşmesinde satıcı tarafın sözleşmeyi başka şirkete devretmesi halinde yalnız tahsil edilecek alacak değil; mal teslimi, garanti, bilgi verme, varsa cezai şart ve diğer sözleşmesel yükümlülükler de sözleşmenin yapısına göre yeni tarafa geçer. Devreden ise kural olarak sözleşmenin tarafı olmaktan çıkar. Bu yönüyle kurum, tek tek hak ve borçların aktarılmasından daha kapsamlıdır. Yine de kişisel teminatlar, üçüncü kişilerin verdiği kefalet veya rehinler ve sözleşmede kişiye sıkı sıkıya bağlı edimler bakımından otomatik sonuç çıkarılmamalı; ilgili teminat metni ve özel hükümler ayrıca incelenmelidir.

Alacağın Devri ve Borcun Üstlenilmesinden Farkı

En sık yapılan hata sözleşmenin devrini alacağın devriyle karıştırmaktır. Alacağın devrinde kural olarak yalnız alacaklı değişir ve TBK m.183 sistemi uygulanır; borçlunun rızası genel kural olarak aranmaz. Borcun üstlenilmesinde ise bir borç başkasının üzerine geçirilir ve bunun kendine özgü şartları vardır. Sözleşmenin devrinde ise taraf sıfatı bütün olarak el değiştirir. Bu nedenle “sadece faturaları yeni şirket kesecek” veya “yalnız tahsilat hakkını devrettim” gibi işlemler gerçek bir sözleşme devri olmayabilir. Hangi kurumun seçildiği; rıza, şekil, teminatlar, vergi ve muhasebe kayıtları ile uyuşmazlık halinde kimin taraf olacağı bakımından doğrudan sonuç doğurur.

Sözleşmede Kalan Tarafın Rızası Neden Gerekir?

Sözleşmenin karşı tarafı, sözleşmeyi kurarken belirli kişinin veya şirketin ödeme gücüne, uzmanlığına, organizasyonuna ya da güvenilirliğine göre karar vermiş olabilir. Bu nedenle kanun, taraf sıfatının karşı tarafın iradesi dışında değiştirilmesine genel olarak izin vermez. Devir; devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafın birlikte yaptığı anlaşmayla kurulabilir. Bunun yanında devreden ile devralan kendi aralarında anlaşmışsa, sözleşmede kalan tarafın daha önce verdiği izin veya daha sonra verdiği onay da sonucu doğurabilir. Önceden verilen iznin kapsamı dikkatle okunmalıdır. “Şirket gerekli gördüğü kişilere devredebilir” gibi genel hükümlerin somut devir için yeterli olup olmadığı, sözleşmenin niteliği ve genel işlem koşulları dahil bütün metin üzerinden değerlendirilmelidir.

Devirde Şekil Şartı

TBK m.205, sözleşmenin devrinin geçerliliğini devredilen asıl sözleşmenin şekline bağlar. Bu nedenle asıl sözleşme geçerlilik için yazılı veya daha ağır bir şekle tabi ise, devir işlemi de aynı şekil sorunuyla karşılaşır. Uygulamada özellikle taşınmaz bağlantılı işlemler, kefalet içeren karma sözleşmeler, iş sözleşmeleri, kira ilişkileri ve mevzuatta özel düzenleme bulunan sözleşmeler için yalnız genel m.205’e bakmak yeterli değildir. Örneğin iş sözleşmesinin sürekli olarak başka işverene devri bakımından işçinin yazılı rızasına ilişkin özel hüküm vardır. Kira ilişkisinin devrinde de TBK m.323 kapsamında ayrıca yazılı rıza sistemi bulunur. Bu yüzden “genel devir protokolü” her sözleşme türünde aynı sonucu doğurmaz.

Devir Protokolünde Hangi Konular Açık Yazılmalı?

Sağlıklı bir devir metninde ilk olarak hangi sözleşmenin devredildiği tarih, taraf, konu ve varsa ekleriyle açıkça tanımlanmalıdır. Devrin hangi tarihte hüküm doğuracağı, bu tarihe kadar oluşmuş alacak ve borçların kimde kalacağı, avansların ve depozitoların akıbeti, devam eden sipariş veya işlerin nasıl tamamlanacağı, garanti ve ayıp sorumluluğunun kim tarafından üstlenileceği ayrıca yazılmalıdır. Devredenin geçmiş döneme ilişkin borçlardan tamamen kurtulup kurtulmayacağı da belirsiz bırakılmamalıdır. Taraflar iç ilişkide bir risk dağılımı kararlaştırabilir; ancak üçüncü kişilerin hakları ve emredici hükümler bu metinle ortadan kaldırılamaz. Devir tarihi ile fatura, teslim ve ödeme kayıtlarının aynı kronolojide tutulması sonradan çıkacak ispat sorunlarını önemli ölçüde azaltır.

Devirden Önce Doğmuş Alacak ve Borçlar

Uygulamada asıl tartışma çoğu zaman “devirden önceki borcu kim ödeyecek?” sorusunda çıkar. Sözleşmenin devri taraf sıfatını ileriye dönük olarak değiştirirken, devir anında doğmuş ve muaccel olmuş borçların akıbeti devir anlaşmasının içeriği ve borcun niteliğine göre ayrıca incelenmelidir. Taraflar, geçmiş dönem faturalarının devredende kalacağını veya belirli yükümlülüklerin devralan tarafından üstlenileceğini açıkça düzenleyebilir. Ancak bu iç anlaşmanın sözleşmede kalan tarafa karşı etkisi, onun rızasının kapsamına bağlıdır. Bu nedenle yalnız devir tarihi yazmak yerine “devir tarihi itibarıyla doğmuş fakat henüz muaccel olmamış borçlar”, “bekleyen iade/garanti talepleri” ve “dava veya takip konusu alacaklar” için ayrıca hüküm konulması daha güvenlidir.

Teminatlar ve Kefaletler Otomatik Devam Eder mi?

Sözleşmenin yanında üçüncü kişinin verdiği kefalet, banka teminatı, rehin veya başka bir güvence bulunabilir. Sözleşmenin tarafı değiştiğinde bu teminatların hiçbir inceleme yapılmadan aynen devam ettiğini kabul etmek risklidir. Özellikle kişisel teminatlarda teminat verenin hangi borçlu, hangi sözleşme ve hangi azami risk için sorumluluk üstlendiği önem taşır. Devir protokolü hazırlanırken mevcut teminatların listesi çıkarılmalı; teminat metninin devir halinde devam edip etmediği, yenilenmesi veya teyidi gerekip gerekmediği kontrol edilmelidir. Ticari ilişkilerde devirden sonra faturalar yeni taraf üzerinden yürürken teminat eski taraf adına kalırsa, uyuşmazlık çıktığında tahsil kabiliyeti konusunda ciddi sorun yaşanabilir.

Sözleşmenin Devri İspat Edilirken Hangi Belgeler Önemlidir?

Uyuşmazlık halinde asıl sözleşme, devir protokolü, karşı tarafın açık onayı, varsa önceden verilmiş devir izni, devir sonrasındaki faturalar, teslim belgeleri, e-postalar ve banka hareketleri birlikte incelenir. Tarafların devirden sonra fiilen nasıl davrandığı özellikle belirsiz metinlerde önem kazanabilir; ancak fiili uygulama geçerlilik için zorunlu şekil şartını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yalnız WhatsApp mesajıyla “tamam, bundan sonra yeni şirketle devam” denilmiş olması her dosyada yeterli değildir. Sözleşmenin şekli, taraf sıfatları ve özel mevzuat birlikte kontrol edilmelidir. Ticaret sicili veya şirket birleşme-bölünme işlemleri söz konusuysa kanundan doğan halefiyet rejimi de ayrıca değerlendirilir.

Örnek: Devam Eden Hizmet Sözleşmesinin Başka Şirkete Devri

Bir yazılım şirketinin üç yıllık bakım sözleşmesini başka bir şirkete devretmek istediğini düşünelim. Müşteri yalnız “faturayı yeni şirket kessin” demişse bunun gerçek bir sözleşme devri olup olmadığı açık değildir. Yeni şirketin bakım borcunu, güncelleme yükümlülüğünü ve geçmiş hatalara ilişkin sorumluluğu üstlenip üstlenmediği; müşterinin buna hangi kapsamda rıza verdiği; mevcut teminatların ne olacağı ve devir tarihine kadar doğmuş ücretlerin kime ödeneceği yazılı olarak belirlenmelidir. Aksi halde ödeme yeni şirkete yapılırken geçmiş ayıptan eski şirketin mi yeni şirketin mi sorumlu olduğu tartışması çıkabilir. İyi devir protokolü, yalnız taraf adını değiştiren değil bu geçiş dönemini de düzenleyen metindir.

Sık Yapılan Hatalar

En sık hata, sözleşmede “devir yasağı” veya izin şartı olup olmadığına bakmadan iki taraflı protokol imzalamaktır. İkinci hata, alacağın devri ile sözleşmenin devrini aynı şey sanmaktır. Üçüncü hata, devrin hangi tarihte hüküm doğurduğunu ve geçmiş borçların kimde kaldığını yazmamaktır. Dördüncü hata, kefalet ve teminatların kendiliğinden yeni ilişkiye taşındığını varsaymaktır. Beşinci hata ise özel sözleşme türlerinde genel TBK m.205 hükmünün tek başına yeterli olduğunu düşünmektir. Kira, hizmet ve mevzuatla özel olarak düzenlenen ilişkilerde ek koşullar bulunabilir. Devir öncesi kısa bir sözleşme envanteri çıkarılması, sonradan üç ayrı taraf arasında çıkabilecek uyuşmazlığı önemli ölçüde azaltır.

Sonuç

Sözleşmenin devri, bir sözleşmedeki taraf sıfatının bütün olarak değiştirilmesini sağlayan güçlü fakat teknik bir işlemdir. TBK m.205’in temel sistemi; devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafın iradesi, uygun şekil ve devredilen ilişkinin bütün olarak tanımlanması üzerine kuruludur. Devir hazırlanırken yalnız “hak ve borçlar devredildi” cümlesiyle yetinilmemeli; devir tarihi, geçmiş dönem borçları, devam eden işler, teminatlar, ayıp ve garanti sorumluluğu ile uyuşmazlıkların akıbeti ayrıca düzenlenmelidir. Özel sözleşme türlerinde özel hükümler de kontrol edilmelidir. Böylece devir, tarafları değiştiren fakat eski sorunları belirsiz bırakan yeni bir uyuşmazlık kaynağı olmaktan çıkar.

Sözleşmede Devir Yasağı Varsa Ne Olur?

Birçok sözleşmede “taraflar karşı tarafın yazılı izni olmadan bu sözleşmeyi devredemez” hükmü bulunur. Böyle bir madde, TBK m.205’te zaten önem taşıyan karşı taraf rızasını daha görünür hâle getirir. Devir yasağına rağmen yalnız devreden ile devralan arasında protokol yapılması, sözleşmede kalan taraf bakımından beklenen taraf değişikliğini doğurmayabilir. Buna karşılık karşı taraf daha sonra açık biçimde onay verirse m.205’teki sonradan onay mekanizması gündeme gelebilir. Sessiz kalmanın veya devralandan birkaç ödeme kabul etmenin her olayda onay sayılacağını varsaymak güvenli değildir. Onayın açık, tarihli ve devredilen sözleşmeyi tereddütsüz gösterecek biçimde alınması daha sağlıklıdır.

Devam Eden Dava ve Takipler Devirden Nasıl Etkilenir?

Devir tarihinde sözleşmeden kaynaklanan bir alacak zaten icra takibine veya davaya konu edilmiş olabilir. Bu durumda maddi hukuktaki taraf değişikliği ile yargılama veya takip dosyasındaki taraf sıfatı aynı anda kendiliğinden değişmiş kabul edilmemelidir. Devir protokolünde uyuşmazlık konusu alacağın kime ait olduğu açıkça yazılmalı; devam eden dosyada usulen yapılması gereken bildirim veya taraf değişikliği ayrıca değerlendirilmelidir. Devirden önce doğmuş bir alacağın devredende bırakılması ile bütün sözleşmenin geçmiş ve gelecek etkileriyle devredilmesi aynı sonuç doğurmaz. Özellikle devam eden dava, tahkim veya icra takibi varsa devir metninde dosya numarası ve hakkın kime ait olacağı açıkça gösterilmelidir.

Şirket Devirleri ve Kanuni Halefiyet ile Karıştırılmamalı

Şirket birleşmesi, bölünmesi, tür değiştirmesi veya işletmenin bütün olarak devri gibi işlemlerde kanundan kaynaklanan halefiyet sonuçları doğabilir. TBK m.205 de kanundan doğan halefiyet halleri ile özel hükümleri saklı tutar. Bu nedenle bir şirketin ticaret sicili işlemi sonucu hak ve borçlarının başka şirkete geçmesi ile tarafların iradi bir sözleşme devri protokolü yapması aynı hukuki mekanizma değildir. Şirket işlemi varsa ticaret sicili kayıtları, birleşme veya bölünme belgeleri ve ilgili özel kanun hükümleri incelenmelidir. “Şirket adı değişti, sözleşme devredildi” veya “ortaklar değişti, artık başka taraf var” şeklindeki günlük ifadeler hukuki sonucu tek başına göstermez.

Devir Öncesi Kısa Kontrol Listesi

Devir yapılmadan önce dört belge yan yana konulabilir: asıl sözleşme, mevcut teminatlar, açık hesap/alacak listesi ve hazırlanacak devir protokolü. Asıl sözleşmede devir yasağı veya özel izin şartı var mı; hangi borçlar henüz tamamlanmadı; geçmiş ayıp veya garanti talepleri var mı; kefalet ve banka teminatları kimin adına düzenlendi; devam eden dava veya takip bulunuyor mu soruları cevaplanmalıdır. Ardından karşı tarafın rızasının kapsamı ve devir tarihi netleştirilmelidir. Bu kontrol, sonradan “ben yalnız yeni faturayı kabul ettim, eski sorumlulukları kabul etmedim” veya “teminat yalnız eski borçlu içindi” biçimindeki uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.

Devirden Sonra Bildirim ve Operasyonel Geçiş

Sözleşme hukuken devredilmiş olsa bile operasyonel geçiş düzgün yapılmazsa yeni uyuşmazlıklar çıkabilir. Ödeme yapılacak banka hesabı, fatura unvanı, teslim adresi, teknik destek kişileri, sipariş sistemi ve elektronik bildirim adresleri devir tarihi itibarıyla güncellenmelidir. Karşı tarafın eski şirkete ödeme yapmaya devam etmesi veya eski e-posta adresine yaptığı bildirimin geçerli olup olmadığı ayrı tartışma yaratabilir. Bu nedenle devir protokolüne ek olarak taraflara kısa bir geçiş bildirimi gönderilmesi, hangi tarihten itibaren kimin muhatap olduğunu ve önceki bildirim kanallarının ne zaman kapanacağını göstermesi yararlıdır. Devir yalnız hukuki metin değil, günlük ifa düzeninin de değişmesidir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page